Il’gynoth ve N’zoth’un Fısıltıları Üzerine

Ah, Il’gynoth ve efendisi N’zoth’un fısıltıları hep eğlenceli bir spekülasyon kaynağı olmuştu. Nasıl olmasın ki? 2016 yılında tanıştığımız Il’gynothun neredeyse hiçbir fısıltısına kesin bir cevap bulamadık. Hadi,bazı fısıltıları inceleyip hem genel yorumlara bakalım hem de kendi spekülasyonumuzu yapalım;

“Before the last shadow falls, the Father Of Sleep shall savor his feast.

Mueh’zala. Father Of Sleep, God Of Death, Son Of Time.

Bu fısıltıyla ilgili genel kabul gören teori ile başlayalım. Father Of Sleep (yani Uykunun Babası) Troll Loası ve bu yüzden bir Wild God olan Mueh’zalanın lakaplarından birisidir. Dikkat çeken diğer lakabı God Of Death yani Ölümün Tanrısı’dır. Il’gynoth’un doğrudan adını vererek Mueh’zalayı kasttetiğini farz edersek, Azeroth’u tüketmek isteyen Mueh’zalanın “üzerimize son gölge çökmeden” veya “son gölge mağlup olmadan” önce ruhlarımız üzerinden ziyafet çekeceğini tahmin edebiliriz. Fısıltının başına ilk anlam daha uygun düştüğü için, üzerimize son karanlık çökmeden önce ( belki Jailer ve Death, belki de Black Empire) Mueh’zala ruhlarımızla beslenecek? Ama neden? Oldukça bulanık ve anlamlandırması zor. Başka bir soru, Il’gynoth neden Mueh’zalaya lakabı ile sesleniyor? Bu tanışıklık nereden?

Ben bu fısıltı üzerine şahsi ve başka hiçbir yerde duymadığım/görmediğim teorimi şurada paylaşmıştım. Ancak özetlemek gerekirse, rüya ve uyku kavramları ile iç içe olan, hatta neredeyse Cthulhu’nun Warcraft evrenindeki karşılığı olan N’zoth’un bu fısıltıdaki Uykunun Babası olma ihtimali bana hiç imkansız gelmiyor. Böyle bir durumda da, daha önce çok kez bahsettiğim Vision teorisine bakmak gerekiyor. Shadowlands’den döndüğümüzde karşımızda Black Empire’ı göreceğiz ve bu “üzerimize çökecek son gölge” olacak. Bunun öncesinde de, 8.3 boyunca bizi bir görü ve yalan içinde tutan N’zoth korkularımızdan, şüphelerimizden beslenerek bir ziyafet çekecek.

” Five lanterns now darkened. The flame they seek will light the masters’ way”

Five keys to open our way. Five torches to light our path”.

Dragon Aspects

Dragon Aspectler Cataclysm paketinin sonunda güçlerini ve aslında ışıklarını kaybetmişler ve kararmışlardı. Battle For Azeroth boyunca da Kalecgos, ışıklarını tekrar kazanmaları için bir alevin peşinde koştu aslında; Hearth Of Azeroth. Dragon Soul’a çok benzeyen bir süreçten geçti bu eşya. Şekil olarak benzerliğinin yanı sıra, bütün Dragon Aspectlerden güç aldı ve Deathwing’in efendisi N’zoth’a karşı kullanıldı. Elmas Kralın bir piyon olduğunu hesaba katınca, Hearth Of Azeroth bize nasıl bir sürpriz sunacak göreceğiz. Çünkü henüz kolyemizden nasıl ve niye kopacağımızı bilmiyoruz.

Bu durumda da, Dragon Aspectlerin yapacağı üst üste hatalar Old Godların yolunu aydınlatabilir. Fakat başka bir ihtimal daha var;

Işıklarını kaybeden ve sönen 5 meşale, World Treeler olabilir Ve ne tesadüftür ki bunlardan 5 adet var:
Nordrassil, Teldrassil, Shaladrassil, Vordrassil ve ismi olmayan ancak Emerad Dream’in yansıması olan Un’goro Crater’de Il’gynothun bozduğu World Tree.

Bu ağaçların durumlarına bakarsak;

-Nordrassil kutsamalarını Warcraft 3’ün sonunda kaybederek söndü. World Treelerin kutsamalarını kaybederek korumasız kalmaları onları Emerald Nightmare’ın doğrudan hedefi haline getiriyor.
– Teldrassil, Fandral tarafından dikildiği andan itibaren Emerald Nightmare’ın hedefiydi ve Azeroth’daki ilk etkilerini göstermesini sağlamıştı. Teldrassil Sylvanas tarafından yakıldı, parladı ve ışığını kaybederek karardı. Bir meşale oldu
-Shaladrassil ise Val’sharahta gördüğümüz World Tree. Legion’ı oynayanlar hatırlayacaktır. Shaladrassil, kabus kontrol edilemezse dünyamızda ne kadar etkili olabileceğinin örneğiydi. Hatta bu yüzden Emerald Nightmare’a da Shaldarassil vasıtası ile doğrudan girilebiliyordu.
-Vordrassil ise Fandral’ın diktiği ilk World Tree. Emerald Nightmare’ın ona nasıl sızdığını ve neden şu an yıkılmış bir ağaç olduğunu şu seriden okuyabilirsiniz. Ancak göreceğiniz gibi, kutsaması olmayan bir World Tree daha kabusun pençesine düştü ve ardından da etkisiz hale geldi. Azeroth’un kendine ait bir Titan rüyası ve bir de Freya’nın o rüyaya müdahale ederek oluşturduğu taslak dünya olan Emerald Dream var. World Tree’lerin tamamı Emerald Dream ve dolayısıyla Azeroth’a bağlılar. Bu ağaçların birer birer düşmesi, Azeroth’un rüyasına zarar veriyor olabilir.

The blind queen wields a scepter of bone. From the deep, she calls forth doom.”

Il’gynoth’un Legiondaki fısıltıları Ny’alothadakilere göre daha anlaşılırdı. Gerçi üzerinden geçen süre ve gördüklerimizin de etkisi var bu duruma. Bu da zor fısıltılardan bir tanesi. Azshara’dan Azeroth’a kadar pek çok şeye yorulabilir ama bana Sylvanas en yakını gibi geliyor. Buradaki kemikten asa Xal’atath ise, Sylvanas’ın derinlerden çağırdığı yıkım Death olabilir. Burada derin kastını kelime anlamıyla almak gereksiz. Old Godlar için boğulma ve ölüm kavramları da bizim anladığımızdan farklı. Bizim bilmediğimiz bir yerden, Il’gynoth’a göre dehşeti getirecek Sylvanas, ölümü ve Jailer’ı.

The cunning ones kneel before six masters. But serve only one”

Bu fısıltı en başta -bence oldukça zorlama bir şekilde- Horde’a yorulmuştu. Bana göre Horde’un geçtiği Kurultay sistemi veya Horde askerlerinin hangisine daha bağlı olduğu Il’gynoth için önemi olacak konular değiller. Asırlardır yaşayan ve geleceğe dair saysız ihtimale hakim bir canlı için Horde’un,iç işleri, bize ipucu vermek için zahmet edeceği bir konu değil. Benim bu fısıltıya en şahsen uydurduğum topluluk Nathrezim.

Açıkcası Dreadlordların Demon olarak geçmelerine rağmen herhangi bir kozmik güce bağlılıkları olmadığını düşünüyorum. Yani aslında Warcraft’ın en özgür ırkı Nathrezim. Sargeras, Void Lordların varlığını, Old Godlar üzerinde araştırma yapan ve güçlerini emmeye çalışan Dreadlordlardan öğrenmişti. Lothraxion üzerinden Dreadlordların ışığa da yönelebileceğini öğrendik. Üzerine daha önce çok kez bahsettiğim Revendreth ile Nathrezim‘in, dolayısıyla Death’in bağlantısını da artık tartışmaya başladık. Bu durumda Nathrezim’i henüz ilişkilendiremediğimiz Order ile Life kalıyor geriye Kozmik Haritada. Bu bulgulara bakarak, Nathrezim’in 6 efendinin, yani Kozmik Güçlerinin hepsinin önünde eğildiğini ancak sadece bir tanesine gerçekten hizmet ettiğini ( Kaos, Fel, Yıkım) iddia etmek hiç de zor değil. Nathrezim bunlara ek olarak fısıltıda geçen ” Cunning ones/Kurnazlar” tanımına da birebir uyan bir ırk.

” I alone can save you from what is to come”
It grows hungrier, bolder. Alas, your eyes are closed”

N’zoth bize, Sylvanas’ın getireceği “karanlık”dan bahsetmiş ve bizi sadece kendisinin kurtarabileceğini söylemişti. Sylvanas’ın motivasyonları hakkında daha önce uzunca yazmıştım. Bu yüzden, Sylvanas’ın yaptığının Old Godlara göre çok tehlikeli olduğunu düşünebiliriz. Sylvanas’ın kozmik güçlerin dengesi ve savaşına dair bizden çok ama çok daha engin bilgiye sahip olduğu bir gerçek. Buna rağmen Il’gynoth’un Sylvanas’tan Kör Kraliçe olarak bahsetmesi tüyler ürpertici.

” The fall of night reveals her true face. She will bring only ruin

Bu whisper hem Tyrande’ya hem de Elune’a yorulabilir ancak biraz düşününce, şu an Tyrande ile Elune’u bir olarak kabul edip Elune üzerinden ele alabiliriz. Aslında açıklama gerektiren pek bir şey yok. Gece’nin yani Gece Elflerinin çöküşü, Tyrande’nın nefretini Elune’un ise ( ve Ay’ın) karanlık yüzünü ortaya çıkardı. Ancak N’zoth bu durumu, ” Gecenin çöküşü onun gerçek yüzünü ortaya çıkaracak” diyerek ele alıyor. Elune, Warcraft hikayesinin en büyük gizemlerinden bir tanesi ancak Night Elflerin düşündüğü kadar sevgi dolu bir tanrıça olmayabilir.

Neticede Elune’un iyileştirme gücü olduğu kadar ölüme hakim olma gücü var ki Night Elfler onun adına ölmeyi sorun etmiyorlar. Ysera’nın ölümünün ardından onu huzura erdirerek yanına almasını veya Teldrassil’de yanmak üzere olan elflerin Elune’un tapınağına sığınarak “Tanrıçamız bize acısız bir ölüm sunacaktır” demelerini ölüm ile olan ilişkisi konusunda örnek gösterebiliriz. Blizzard’ın Elune’un ne olduğu bilgisini Ardenweald’da yani Shadowlands’de öğreneceğimizi belirttiğini de düşünürsek, bu tanrıçanın bir süre önce bahsettikleri “Death Pantheon” un bir parçası olduğunu düşünmek hiç de mantıksız gelmiyor. Death Pantheon’u da Titanlar ile ilişikilendirmek yerine Shadowlands’in yönetici kadrosu gibi düşünmek (Jailer, Arbiter veya Winter Queen gibi) bu durumda yerinde olacaktır. Elune, yaşam verdiği kadar ölümden de beslenen bir tanrıça.

Its surface blazes bright. Masking shadows below”

Daha önce Lore Konseyi’nde Light’ın nasıl kaçınılmaz şekilde Void’e dönüştüğünü ve bunun ebediyen süreceğini konuşmuştuk. İşte bu yüzden Naarular, dışarıdan bakıldığında ışıkla parlamalarına rağmen aslında derinde karanlığı, gölgeyi gizliyorlar. Bir Naarunun yaşam döngüsü sona erdiğinde kaçınılmaz olarak (bize göre) gerçek formuna yani bir Void God’a dönüşecek ve Void Lordların gerçekliğimize geçebilmesi için bir kapı açacaklar. Bunu şu ana dek M’uru, L’ura , K’ara, K’ure ve D’ore’de gördük. Naaruların boşta kaldıklarında bu kadar agresifleşmelerinin sebebi de bu. Light kaçınılmaz olarak Void’e dönüşeceği için, enerjilerini olabildiğince çabuk tüketip bir Void God’a dönüşmeyi amaçladıklarını düşünebiliriz. Ayrıca Xal’atath’ın Naarular için ” Naarular bizi düşman olarak görüyorlar ancak biz onlar ile aynı görüşü paylaşmıyoruz. Onlar sadece doğru yoldan sapan kardeşlerimiz. Efendilerine geri dönecekler, zaman içinde…” dediğini de unutmamak gerek.

Unutmayın, karanlıktan ışık, ışıktan karanlık doğar.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: