Dehşetin Yüzü: Valak

“God ends here”

Ortalama bir sinema seyircisiyim. Bir film gurusu olduğum söylenemez. Sevdiğim türler de aşağı yukarı bellidir: Fantastik, Bilim Kurgu ve Korku filmlerini severim fakat tercih ettiğimi korku filmleri de genelde düzgün bir hikayeye (veya arka plan hikayesine) ve fantastik/dini temalara sahip filmler olur. The Nun’da bu filmlerden birisiydi. Çıkmasına az bir süre kala izlediğim fragmanından sonra bütün Conjuring (Korku Seansı) Evreni filmlerini çıkmasına 2 gün kala izlemiştim. Durup dururken kendime hype yüklemiştim yani. Ama Valak çok iyiydi be abi! Korku sineması tarihinde üretilmiş en karizmatik iblislerden biri olduğunu rahatlıkla iddia edebilirim

Bir Filmi İzlerken Telefona Bakıyorsak Eğer..

Dediğim gibi bir korku filmi acemisi olarak beni korkutmak ve ekrana kilitlemek cidden çok kolay bir iş. Korku Seansı ve Annabelle’e ait ikişer film beni dandik laptop ekranına rağmen yerime kilitlemişti. Özellikle Annabelle gerilim deposuydu. The Nun’ın iblisi Valak’de en az Annabelle’in içindeki iblis kadar güçlü ve kat be kat daha karizmatikti. Çok iyi bir film olacaktı!

Ancak beklentim boşa çıktı maalesef. Filme 3D IMAX bir salonda gittim. Yani filmden kopmak için gerçekten çok uğraşmam gerekiyordu. Ve koptum abi filmden, en az 5-6 kez telefonuma baktım izlerken. Tutamadı beni film. Bu derece karizmatik bir iblise, muazzam müziklere, çekim tekniklerine ve yaratılan müthiş gotik atmosfere rağmen benim gibi bir ödlek bile konsantre olamadı. Peki niye?



Açılış Harika

The Nun’ ın eksilerini ve artılarını belirtmeden önce bize sunulan hikayeye kısaca bir bakalım:

1952 yılında ST. Carta Manastırı’nda bir rahibenin intihar ettiği haberi Vatikan’a ulaşır. Dinlerde intihar etmek başlı başına en büyük günahlardan iken, bir rahibenin intiharı gündeme gelirse ortaya çıkacak kaostan korkan Vatikan, metafizik olaylarda bir uzman olan Peder Burke (Demián Bichir)’ ü görevlendirir. Ancak Burke’ün, Romanya da kaybolmamak için bir rehbere ihtiyacı vardır. Bu rehber de, henüz rahibelik yeminini etmemiş olan Rahibe Irene (Taissa Farmiga) den başkası değildir. İkili Romanyaya vardıklarında, intihar eden rahibenin cesedini bulan Frenchie (Jonas Bloquet) ‘nin onlara manastıra kadar eşlik etmesiyle ekip tamamlanmış olur.

Bu ön bilgileri verdiğimize göre, bahsettiğim açılış sahnesine gelelim:

Film, ‘’Birazdan görecekleriniz 1952’de yaşanmıştır’’ notuyla başlıyor. ( Valla son dönemin modası bu da. Bütün korku filmleri gerçek hikayelere dayanıyor. Eğer öyleyse Lovecraft az bile yazmış öykülerinde, yandık valla) Yer, ST. Carta Manastırı. Biri yaşlı (ve tabi ki bilge) 2 rahibe, karanlık bir koridorun sonundaki kapıya doğru ilerlerler. Kapıda Latince harflerle ‘’Buradan sonra Tanrı yok!’’ yazmaktadır. Bilge rahibe diğerine ‘’Ne olursa olsun ben söylemeden sakın bir şey yapma. Sadece dua et!’’ der. Teyzemiz içeri girerken, genç olan hanım kızımız oturup dua etmeye başlar. Ancak hiç bir şey yolunda gitmez ve bilge rahibe genç olana‘’Bunu al ve kaç. Bu canavarın kaçmak için bir taşıyıcıya ihtiyacı var. Başaramazsan tanrı bile seni kurtaramaz!’’ diyerek eline bir anahtar tutuşturur. Genç rahibe, Valak’in onu ele geçirememesi için manastırdan aşağıya atlayarak intihar eder.
Bu her ne kadar film sonrası bir inceleme olsa da bu kadar anlatmak yeterli. Beni bu sahnede asıl vuran şey, çalan olağanüstü müzik, boğucu atmosfer ve Valak’in, güç bela görünse de filme girişi oldu. Çünkü;

İstediğin Kadar Kaçabilirsin, Seni Yakalayacağım!

Kısıtlı bir korku filmi geçmişim var. Ancak yine de kült filmlere bakıldığında genelde 2 tür ‘’Kötücül Varlık/Seri Katil’’ olduğu görülüyor korku filmlerinde:

1-) Film boyunca kurbanını gizlice ve sakince takip eden, genelde kurbanlarının yaptıkları salaklıklardan ötürü onları yakalayan (koşarken hiçbir şeye takılmadan yere düşmek gibi!) ve işine bakan kötü karakterler/varlıklar.

2-) Film boyunca türlü şaklabanlıklar, hatta muzurluklar yapan, kurbanıyla dalga geçen, genellikle peşlerinden koşturan, daha ‘’fiziki ‘’ kötü karakterler/varlıklar. (Pennywise ve Chucky gibi)

Valak, ve hatta Annabelle 1.ci türden kötücül varlıklara giriyorlar. Valak’in film boyunca hiç acelesi yok, ne zaman görünse karanlık koridorlarda, bütün karizmasıyla yavaşça yürüyor. Bence türlü şaklabanlıklarla hoplayıp zıplamasındansa ‘’Ya uğraştırma beni zaten seni yakalayacağım gel işte şuraya’’ der gibi öylece gezinmesi daha ürkütücü yapıyor onu. Valak’in tarzı hakkındaki bu seçim filmin sanatsal anlatım kalitesini de çok arttıran bir etkendi Sürekli gizemli, neredeyse hiç görünmüyor ama göründüğünde de gücünden kaynaklı şekilde, hiç acelesi olmadığını belli ediyor. Fakat bu durum aynı zamanda filmin en büyük sorununu da doğuran etken.

Yahu Nerede Bu Valak?!

Valak’ın yarattığı hype seviyesini şöyle anlatmak lazım. Farklı farklı iblisleri inceleyen Conjuring serisine, artık kült haline geldiğini rahatlıkla söyleyebileceğimiz Annabelle’in ardından katılan ikinci büyük iblisti Valak. Conjuring 2’de bir görünüp bir kaybolmasının ardından, Annabelle 2’nin sonuna da gelecek filme dair gönderme konulmuştu. Yani Valak, Annabelle’in ardından keşfe çıkacağımız ve Conjuring Evreni’nini iyice genişletecek demon olacaktı.

Ama Valak, kendi filminde neredeyse hiç görünmüyor ve bir şey yapmıyor! Film boyunca Valak’ı toplasanız 5 veya 6 kez görüyoruz. Kalan sürenin tamamı boyunca Rahibe Irene, Peder Burke ve Frecnhie’nin ( Amerikalı bir Fransız!) arasındaki ilişki, Valak hakkında yaptıkları araştırmalar ve geçmiş hikayeleriyle geçiyor. Valak adeta arada teşrif edip ‘’Beni unutmadınız değil mi ehi’’ diye ekranda görünüp sonra kayboluyor! Bunun filmin sonunda Valak ile yapılacak asıl dövüşe hazırlık olduğunu düşüneceksek eğer, o sahnenin de süresi 5 dakika!



Kabul etmem lazım; Valak’ın göründüğü sahneler filmin en başarılı sahneleri. Ancak Valak zaten konuşmayan, aksine ‘’tıslayan’’ bir İblis, bari biraz daha uğraşsaydı bizimkilerle. Gücünü gösteriyor ancak yetmiyor, veya bilerek işlerini bitirmiyor. Filmin Valak üzerine olduğunu bilmesek onu, daha sonra başka bir filmde detaylıca işlenecek bir yan karakter zannedeceğiz! E Conjuring 2’de zaten öyleydi?

Conjuring 2’de Valak’ın bize sunuluşunu düşünelim: Lorraine Warren’in (onu da Vera Farmiga oynuyor bu arada) üzerine oynayan, ve Warrenların araştırdıkları vakada arka planda işleri yürüten iblisti Valak. Az ama öz gözükmüştü. Filmin sonunda da Ed Warren’ı öldürmek üzereyken, Lorraine adını zikrederek Valak’i cehenneme geri göndermişti. Lorraine Warren’a kendi adını bilerek gösterecek kadar salak bir iblis olması bir yana (malum, adını bildiğiniz iblisin üzerinde hakimiyet kurabilme meselesi) , bir yıl sonra çıkan Annabelle: Kötülüğün Doğuşu filminde de bir resimde boy gösterdikten sonra herkes, The Nun hakkında haklı olarak müthiş bir beklentiye kapılmıştı.

Ama olmadı. Valak kendi filminde adeta geçiştirildi. Daha önce dediğim gibi benim gibi bir ödlek bile bir korku filmini izlerken telefonuna bakıyorsa o film kötüdür. ‘’E niye bu kadar şey yazdın üzerine?’’ derseniz eğer, müthiş boğucu atmosferi, müzikleri ve ironiktir ki, yine Valak sayesinde gönlümü kazandı bu film.

The Conjuring 2, Valak arka planda

Dehşetin Yüzü

Valak’in tek başına benim gözümde filmi kurtarmasının 2 nedeni var: Sunuluş şekli ve Valak’i canlandıran Bonnie Aarons. Kadın adeta Valak olmak için doğmuş! Filmin türkçeye çevrilmiş hali ‘’Dehşetin Yüzü’’. Ve bu gerçekten güzel bir çeviri çünkü film boyunca nadiren gördüğümüz bu surat cidden ürkütücü ve rahatsız edici.

Yazıyı filmin sonunun diğer Conjuring filmleri ile nasıl bağlanabileceğine dair basit teori ile kapatmak istiyorum:

Valak bizim ekibin işini bilerek bitirmiyor. Manastıra hapsedildiği için kaçmak için bir taşıyıcıya ihtiyacı var. Fakat Conjuring 2’de gördüğümüz üzere, Valak’in, Annabelle’ in aksine devamlı bir taşıyıcı eşya veya canlıya ihtiyacı yok.

Filmin geçtiği tarih 1952 yılı. İlk Conjuring filminin geçtiği yıl ise 1971. Yani arada 19 yıl var. The Nun sırasında 20’li yaşlarında olan Rahibe Irene’in, The Conjuringde karşımıza Lorraine Warren olarak çıktığını düşünüyorum. Çünkü Vera Farmiga’nın Taissa Farmiga’nın ablası olması gibi sevimli bir detay bir yana, The Nun’da bize doğuştan telepatik güçleri olduğunu söyleyen Irene’in, manastırda yaşanan olaylardan sonra adını değiştirerek kendini bir Medyum yapmış olması bana hiç mantıksız gelmiyor. Ki aynı Irene gibi Lorraine’de çok inançlı bir kadın, eşi Ed’in aksine.

Warren’ların hikayesi gerçeğe dayanıyor ve Lorraine Warren böyle bir şeye dair ipucu vermemiş hiç, ancak film evreni için güzel bir ekleme olduğunu düşünüyorum bunun. Buna dair son ‘’kanıt’’ım da, The Nun’ın sonunda bize gösterildiği üzere; Valak’in aslında bir taşıyıcı bulmuş olması; Frenchie! The Conjurigde, Lorraine’in ‘’gözlerinde gördüğü şeyden sonra kendisini odasına kapattığı’’ çiftçi Maurice’in Frenchie olduğunu öğreniyoruz. Her ne kadar Lorraine Ed’e Conjuring 2’de ‘’O adamın gözlerinde senin öldüğünü gördüm Ed’’ demiş olsa da, onu ölümüne korkutan asıl şeyin, kurtulduğunu sandığı Valak ile hiç beklemediği anda tekrar karşılaşmış olması olduğunu düşünüyorum.
Artık toparlayalım: Potansiyelinin çok altında kalmış olsa da, hem kolay korkan biri olduğumdan, hem de hikayenin sonda çok güzel bir şekilde bağlanmış olmasından dolayı The Nun’ı ben çok sevdim. Annabelle Creationda da gördüğümüz için Annabelle ile de bir bağı olduğunu düşünüyorum. Bu yaz çıkacak olan Annabelle: Comes Home’ un ardından, Conjuring Evreninin devam filmi olarak ya bir The Nun 2 veya çıkan bütün filmlerdeki bağlantıların düzgün bir şekilde toparlandığı, final niteliğinde bir Conjuring 3 bekliyorum. Conjuring evreni ile yeni tanışmış olmama rağmen, özellikle The Nun’dan sonra hikayesini oldukça beğendim ve yeni gelecek filmlerden sonra neler olacağını merakla bekliyorum açıkçası.

Not: Bu yazının kaleme alındığı orjinal tarih 2019 yılının ilk aylarıdır. 2 yıl önce çıkmış bir filmi şimdi değerlendirme durumu yoktur.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s