Savaşın Ardından Kalanlar: Faction Kimliği

”Bizimkisi bir nefret döngüsü,
 İttifaklar kuruldu ve bozuldu

Bu dünyayı paylaşmanın bedelini ödedik
Ve bizi neyin güçlü kıldığını unuttuk”

Bu meşhur sözler ile açılıyordu Battle For Azeroth’un giriş sinematği. Mavi ile Kırmızı tekrar karşı karşıyalardı. Beraber hangi zorluğa göğüs gererlerse gersinler, Azeroth’un başına ne gelirse gelsin, savaşın ve nefretin alevleri bir noktada tekrar kızışıyor ve arkalarında yıkımdan başka bir şey bırakmıyorlardı. Ardından bu öfke, enerji sanki hiçbir şey yaşanmamış gibi dizginleniyor ve tekrar ortaya çıkacağı zamanı bekliyordu. Azeroth’a bedel ödetecek bir savaşın daha vakti gelmişti. Ölümlü ırklar, aslında sadece bir Titan’ın kuluçkasından ibaret olmalarını umursamıyorlar, Azeroth’u savaşın alevlerinde bir kez daha yoğuruyorlardı. Tabi ki bu sırada, arka planda üzerlerine çökmeye hazırlanan karanlıktan habersizdiler.



FACTION KİMLİĞİ

Kabul etmem gerekir ki Blizzard, paket öncesinde yayınladığı CGI sinematikler, reklamlar, kısa hikayeler ve pre-patch eventıyla Faction War konusunu güzel pazarlamayı başardı. Öyle ki, bu konuyu duyunca sıkıntıdan baygınlık geçiren ben bile paketi heyecanla bekler olmuştum. 4.cü savaş, daha önce Wow’da yaşanan suni Faction çatışmalarının aksine (Vanilla, Cata veya MOP’ta olanlar gibi) faction kimliğini, karakteristik tanımlar üzerinden müthiş yansıtıyordu. Kırmızı Horde ile Mavi Alliance’ın ”kişilik özellikleri”, Warcraft 3 esintileri taşıyan Warfront müziklerinden, faction kimliklerini yansıtan mimariye kadar görülebiliyordu.. Horde warfront binalarındaki dikenler ve tehditkarlık veya Alliance binalarındaki estetik kaygısı gibi.

Alliance’ın müzikleri  daha çok piyano ve koro ağırlıklı, klasik fantazi dünyasından alışık olduğumuz
”şövalyelik” temasında bestelenir.

Horde müzikleri ise  factionın agresifliğini ve gözükaralığını vurgulayacak, ofansif ve arka planda bazen davulların kullanıldığı eserler olarak karşımıza çıkarlar genelde.

Battle For Azeroth oldukça cesur bir pre-patch ile bir bakıma Horde’un zaferi ile açıldı. Önce Teldrassil’i yakan ve Night Elfleri şoka sokan Sylvanas, ardından Alliance’ın Lordearon saldırısını da mağlubiyete dönüştürdü. Burada gözden kaçırılmaması gereken nokta, Alliance’ın ata toprakları Lordearon’u yakıp yıkarak geçmiş olmasıdır. Ben açıkcası, Sylvanas’ın Teldrassil’i yakşını da,  -her ne kadar çok acımasız bir davranış olsa da- Alliance’ın ata topraklarına yaptığı saygısızlığı da savaşta her şey mübahtır diyerek son derece normal karşılamıştım. Eğer bu cidden Azeroth’un gördüğü en büyük savaş olacak, öncekilerde olduğu gibi öpüşüp barışılmayacak ise  2 tarafın da olabildiğince yıkıma yol açması gerçekçi ve açıkcası beni tatmin eden bir durumdu. Ancak benim için bu Faction War’dan çıkmanın 2 tane mantıklı yolu vardı: Ya bu savaş sadece BFA ile sınırlı kalmayacak, artık hep devam edecekti. Ya da iki taraf arasında öyle bir olay yaşanacaktı ki, bundan sonra ne Alliance ne de Horde savaşı dillendiremeyeceklerdi bile.

HESAPLAŞMA

Bir toplumda eğer bir azınlık ve major kısım varsa ve bu iki grup arasında tarihten gelen bir gerginlik de bulunuyorsa, bu durumun bir şekilde çözülmesi, iki taraf arasında bir hesaplaşma yaşanması gerekir ki o toplum ancak öyle şekilde kalıcı huzuru bulabilir. Genel de azınlığa yapılan haksızlık ve kötülüklerden doğan bu hesaplaşma arzusu, dindirilmediği sürece görülebilir veya görülemez olduğu fark etmeden toplumda havada asılı bir huzursuzluğa yol açacaktır her zaman.  Eğer taraflardan biri, diğerinden hakkını (nasıl olursa olsun) alırsa, bu biriken öfke/huzursuzluk zirve noktasına ulaşıp patlayacak, arkasında bırakacağı potansiyel yıkım veya zarara rağmen, yerini .çözümlenmiş sorunlara ve huzura bırakacaktır. Bu en azından teori de böyledir.

İşte Alliance ve Horde’un nihai ihtiyacı olan şey, bu hesaplaşmaydı. Alliance’ın Horde’ar karşı işlediği suçlar ( Camp Taurajo, Lord Garithos vb. ) ve Horde’un savaş suçları ( Teldrassil, Theramore vb.) nın artık gündem olmamasını tek yolu, kapanmayacak yaralar edebiyatının çözümlenmesinin tek yolu arkasında belki de bir kıyamet bırakacak kadar şiddetli bir hesaplaşma olmalıydı. Ancak hem Alliance hem de Horde bu yaraların kapanmasına aslında çok istekli değillerdi. Horde Alliance’dan geçmişte yaşanan bir olayın intikamını alacak olsa, bu kez intikam alma hakkı Alliance’a geçiyordu.

İntikam, intikamı doğurur. Bu nefret döngüsünü bitirecek tek şey, taraflardan birinin ciddi bir olgunluk gösterip, geçmişi gerçekten arkada bırakmaya karar vermesidir.

Savaşın Ardından Kalanlar: Faction Kimliği” için 3 yorum

  1. Ben şahsen Azreoth'da yaşanan savaşların Azeroth'u kötü etkilediğini söylemem, basit bir şekilde abi ya barış olsun lütfeeen moduna da girmek istemem… Irklar güçlenip gelişiyor, yaşananlardan ders çıkarılıyor ve sürekli iyiye evrilme gerçekleşiyor. Mesela Aman'thul old god ı çıkardı attı al sana well of eternity, kadimler savaşı çıktı alsana nordrasil vs gibi, veya gerçek dünyaya bakalım dünya savaşları olmasaydı teknoloji bu kadar gelişir miydi? Tabi \”gerekmedikçe savaş bir katliamdır. \” M.K. Atatürk. ama benim söylemek istediğim şu savaşlar dünya tarihlerinde ki Azeroth'da da böyle bir çok gelişmeyi tetikleyen unsurlar olmuştur. Benlik var oldukça savaşlar kaçınılmazdır.

    Beğen

  2. Azeroth'un geçirdiği bu savaşlardan güçlenerek çıkabildiği doğru. Mesela bu savaşın ardından Ally ve Horde'un edindiği Azerite silahları gibi. Ya da edindikleri müttefikler gibi. Ancak, gözümüzün içine bakarak ''Nefret döngüsünü kırıyoruz'' dendikten ve Saurfang'in fedakarlığından sonra, tekrar ''gelin savaşıyoz'' denmesi bu paketteki tüm hikaye örgüsünü çöpe atmak olur. Sylvanas'ın savaşı başlatmasındaki (görünen) amaçlardan biri de ''Uyumayın gelin dövüşcez'' demesiydi zaten. Uyuşmayalım ki tehdilere karşı diri olalım, ancak Shadowlands'e bu kadar heyecanlanmamın sebeplerinden biri ''yeni'' olması aslında. Savaştıkça ardından bir şeyler kazanıyoruz belki ancak, Azeroth'a fiziksel zarar veriyor, kaynaklarımızı boşa harcıyor, asker/kahraman kaybediyor, tarihi yerlerimizi yıkıyoruz bu süreçte. Aslında aynı gerçek dünyadaki gibi, hehe

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: