Kader Kılıcına Müdahale Etmek? (Nispeten Spoilerlı)

Evet, The Witcher’ın dizisi geldi çattı sonunda. Ben de, Witcher ile çoğu insan gibi Witcher 3 ile tanışmış biri olsam bile, bu evrene cidden tutulmuş biri olarak diziyi 2 günde (her bölüm 1 saat olunca 1 günde bitiremedim açıkçası) bitirdim. Sıcağı sıcağına bir kaç satır ile fikirlerimi belirtmeden geçmek istemedim. Sonda söyleneceği başta duymak istiyorsanız eğer: Bence gayet güzel bir iş çıkarmışlar.



ARTISI DA EKSİSİ DE

  Beklenenden çok daha iyi bir Geralt çıkarmış ortaya Henry Cavill.

Telif hakkı ile başımı belaya sokmak istemediğim için, olabildiğince az görsel kullanacağım bu yazıda. Daha ilk sahnesinden aksiyon ile başlayan dizi, bize Geralt’ın Witcher hünerlerini göstererek açıyor perdeyi. İlk 4 bölüm boyunca Geralt-Ciri-Yennefer üçlüsünü bize tanıtmasının ardından, hızlı ama göze batmayacak şekilde son 4 bölümde pek çok şeyi toparlayarak ( karakter tanıtımlarını aksatmadan) gayet güzel bir kapanış yapıyor.

The Witcher, kader kavramına -bence olması gerektiği gibi- çok vurgu yapan bir dizi ancak, Ciri ile Geralt’ın bir araya gelmeleri kaderlerinde olmasına rağmen, bunun olması gerektiği şekilde şansa ve arka arkaya gelen tesadüflere bırakılması yerine, daha ilk bölümden Ciri’nin büyükanesinin son sözü olarak ”Rivyalı Geralt’ı bul. O senin kaderin” demesi, Kader Kılıcına müdahale etmek olmuyor mu?  Aynı şekilde, Geralt Law Of Surprise sonucu hakkı olan çocuğu almaya ilk geldiğinde (sürecin detaylı bilgileri burada ) tereddüte düşüp Ciri’yi almaktan vazgeçenin kendisi olması, hatta Ciri’nin büyükannesinin onu kışkırtıp ”Kaderden mi korkuyorsun?” demesi gerekirken,  Calenthe’nin kadere karşı çıkması Law Of Surprise’a karşı çıkamayacağını defalarca kez dizide de görmüş olmasına rağmen) ve Geralt’ın kız olmasına rağmen Ciri’yi almaya çok istekli gözükmesine sebep olmuş. Gereksiz.

”Rivyalı Geralt’ı bul. O senin kaderin”

Ancak bunu, Holywood kültüründen yola çıkacaksak eğer, Geralt’ı cinsiyetçiymiş gibi göstermeyi istememiş olmalarına bağlıyorum. Gerçi bu, bir kız olarak Ciri’nin Witcher mutasyonlarına uğramasının çok tehlikeli olacağını açıklamalarıyla halledilebilirdi, ancak gerek görmemişler.

Buna rağmen, yani şansa, kader kılıcına müdahale edilerek Ciri ve Geralt’ın birbirilerindan haberleri olmasına rağmen, bu durum dizinin bu ikilinin birbirilerini bulmalarının kaderlerinde olduğu ve engellenemeyeceği vurgusunu daha güçlü yapmasını sağlamış bir yandan.

Bence dizinin olumlu kısımlarından birisi, Witcher evreninin karanlık hatta vahşi yönlerini hiç çekinmeden sunmuş olması. Savaş sahnelerindeki şiddetten tutun, Yennefer’in dönüşümünün vahşiliğine, dizi pek çekingen davranmamış. Daha ilk bölümden karanlık ve acımasız bir dünyaya giriyor oluşumuzun bize vurgulanması, neredeyse her bölümü 1 saat olmasına rağmen 8 bölümü de sıkılmadan izlememi sağladı.

Geralt’ın, daha sonra adının Emhyr olduğunu öğreneceğimiz ancak takma adı ”Duny” olan şövalyenin lanetini kaldırması, Ciri’nin annesi Pavetta’nın, meşhur balo  yıkımına sebep oluşunun, Calenthe’nin bu evliliğie karşı çıkması olarak gösterilmesi, ince dokunuş/değişiklikler ile konunun yine aynı yere bağlanmasını engellememiş. Geralt’ın Law Of Surprise’ı uygulayarak,Ciri ile kaderlerinin bağlanmasına.

Pavetta

Dizide, bu detay gibi değiştirilen ancak aynı sonuca, duruma bağlanan olay çok. Olduğu gibi yapmak varken, bir şeyler dizi veya filme uyarlandığında neden illa değişime uğruyor? Bu ayrı bir tartışma konusu. Mesela, normal şartlarda Ciri’yi Dryadların elinde bulmasının ardından Geralt’ın  sırtını dönüp gitmeye kalkması  (kaderi ilk reddedişi olarak) ve oradaki Dryad liderinin Geralt’a ” Kaderin sana sunduğu şansı kaçırma Geralt, bu çocuk ile arandaki bağı sağlıklı bir çocuk ve onu koruyan kişi şekline dönüştür. Öbür türlü, bu bağ kendini farklı bir şekilde, -daha yıkıcı ve negatif halde- gösterebilir”  diye uyarıda bulunması gerekirken bu olayın hiç yaşanmamasına bir açıklama bulamıyorum.  İzleyiciye, Ciri’nin ve kaderin önemini anlatmak için, konuyla alakalı/alakası herkesin Geralt’a ”kader de kader” demesinden çok daha kısa ve anlamlı bir sahne olabilirdi.
Ayrıca, Ithlinne’in kehanetinin sezon boyunca parça parça olsa da verilmesi,  Ciri’nin Kadim Kan’ı  taşıdığı henüz dizide açıklanmamış olmasına rağmen güzel bir şey.

Bir başka idare edilebilir eksi ise açıklanmayan zaman atlamaları. Zaman atlamaları kötü bir şey değil ancak ekranda 2 saniye duracak bir ”Bilmem kaç yıl önce” yazısı ile, hem konu bütünlüğü bozulmaz hem de tüm izleyenlere bir kaç dakikalık bir ” e şimdi bu sahne geçmişte mi geçiyor şimdi mi?” sorusu sordurulmamış olurdu

Bunların hepsi affedilebilir ve dizin zevkini baltalamayacak şeyler iken, bembeyaz tenli, kızıl saçlı Triss Merigold’un esmer koyu tenli (neredeyse siyahi) ve siyah kvıırcık saçlı olmasını bana kimse açıklayamaz. Politik doğruculuğunuz batsın arkadaş ya.  Yani hikayede yapılan değişiklikleri geçiyorum, şu saçmalık, aptallık diziden 2 puan kırmaya yetecek bir şey.

Bunlara rağmen, Witcher dizisi, bence kendisini izletebilen, karakter tanıtımlarını gayet doyurucu bir şekilde yapan ve Witcher dünyasının sertliğini yansıtmak konusunda, ilk sezonunda bakınca gayet cesur davranmış bir dizi. Sondaki Ciri-Geralt buluşması bile kalpleri ısıtmaya yeterli. Bu yüzden, hinkat garibesi Triss’e rağmen benim notum açıkçası 8/10. Artık gelecek sezonlarda, Yennefer’in yaptığı gibi Triss’i bir dönüşüme mi uğratırlar bilemem, o oyuncu değişmek zorunda

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s