Gaunter O’Dimm ve Olgierd Von Everec, Bu Hikayede Kim ”Daha Haklı”ydı?

 

Geçtiğimiz yılın yaz döneminde ( 2018 Haziran-Temmuz) Witcher 3’ü ilk kez bitirip kalbimde ayrı bir yere koymuştum. İyi ki de oynamışım. Hearts Of Stone ve Blood and Wine gibi 2 harika (ve aslında kendilerine has temalarını, bazen renk paletleriyle bile yansıtan) 2 paketin ardından, Geralt’ı bir kenara ayırarak, beni cidden kendine hayran bırakan 2 karakter kalmıştı geride,  Kadim Kan’ın Çocuğu Ciri,  ve benim şu ana kadar bir oyunda gördüğüm en ilginç ”kötü” karakter, Gaunter O’DimmAçık konuşmam gerekirse, kendisi benim gözümde hala, Warcraft’ın bütün gri kötü karakterlerinin (N’zoth’u ayıralım bir süreliğine köşeye) önünde.  Karakterin görünüşündeki sıradanlık, oyunda ona dair oluşturulan gizem ve kudreti ile öyle bir çelişiyor ki, bu bile G.O.D.’ı korkutucu kılmak için yeterli, müziğini bir kenara koyarsak tabi.

KORKUTMAK İÇİN DÜZGÜN BİR GİZEM PERDESİ YARATMAK YETERLİYMİŞ

 

Gaunter O’Dimm, yoldan geçerken karşılaştığınızda dönüp bakmayacağınız veya çok üzerinde durmayacağınız bir tip olarak kendini gizliyor.  Ve bu durum, onunla bir keşisen yol da buluşmaya gittiğimizde pek değişmiyor aslında.  Kendisni gezgin bir tüccar  olarak tanıtıyor ancak, pek çok lakabı var; Master Mirror (Ayna Ustası) ve Man Of Glass (Aynalı Adam) bunlardan bir kaçı.  Cebindeki parşömenlerin hepsinin birer sözleşme olduğunu hayal etmek zor değil.

Gaunter O’Dimm, onun hakkında yaptığı araştırmalar yüzünden kör olan Professor Shakeslock’a  göre Kötülüğün Timsali ( Evil Incarnate). Ancak bu oynayışımda gözüne çarpan şey, oyun bize açıkça ”O’Dimm’i tercih etme bak, o kötü biri! Kötü biri o, seçim hakkın var ama  Olgierd’a yardım et!” diyor.  O’Dimm,  alelade bir cin veya iblis değil,kesinlikle kadim bir varlık Oyun boyunca çok güç gösterisi yapmasa da, Geralt  olarak, neredeyse son ana kadar kendisine meydan bile okumuyoruz. Bu meydan okumayı da, O’Dimm’in koyduğu kurallar çerçevesinde yapıyoruz.  Yani biz Geralt olarak,O’Dimm’e karşı kılıcımızı kaldıramıyoruz bile.

SÖZLEŞMELERE UYMAK ZORUNDA
O’Dimm’in, Olgierd’e bir servet kazandırıp sevdiği kadına kavuşmasını sağlamasına rağmen hala 3 tane daha dilek gerçekleştirmek zorunda olmasınınçhbg sebebi, Olgierd’ın kurnazlığı.  Olgierd, dileklerini dilediğinde, 3.cü dilek olarak araya bir aracı (bu biz olacağız) koymayı ve bu kişinin 3 tane daha dileği yerine getirmesini, üstüne bir de, O’Dimm bütün bu dilekleri yerine getirdikten sonra Ay’ın üzerinde buluşmayı dilemiş.  O’Dimm’in ruhunu alamaması için saçma sapan istekleri sıralamş da sıralamış yani. Eh, tesadüfen biz de, O’Dimm’in yardımına muhtaç kalıp bu işe ortak olmak durumunda kalıyoruz. O’Dimm ne kadar güçlü olsa da, işin içine anlaşma girince ona harfi harfine uymak zorunda.  Ayrıca Aynalı Adam olmasının sebebi, anlaşma yaptığı kişilere bir ayna tutarak, onlara en çok istedikleri şeyleri göstermesi. Ancak O’Dimm’in, anlaşmalar üzerinden hareket eden bir Ruh Tüccarı  olmasına rağmen, birilerine öldürmek ya da eziyet etmek için illa bir kağıt imzalamasına gerek yok. Profesör’e eziyet edişi buna bir örnek.

Olgierd’in bizden dilediği şeylere bakacak olursak eğer;

– (O’Dimm’e feda ettiği) Öz kardeşine, bir hayalet olarak muhteşem bir gün yaşatmamız
-(Ailesinin elinden her şeyi alarak onu sokaklara düşüren) Max Borsodinin evini ona getirmek
– (Ona olan hasretinden ölen)  Iris’i son gördüğünde ona verdiği gülü Olgierd’a geri getirmemiz

Olgierd, bilerek karşımıza böyle saçma dilekler koyuyor ki imzaladığı anlaşmadan kaçabildiği kadar kaçsın. Ancak, O’Dimm’in bir tanesinde dolaylı yardımıyla ( Vlodimir’in ruhunu dırıltmemiz için gereken materyalleri sağlamak) bu dilekleri teker teker gerçekleştirerek Olgierd’ın sıvışma hayallerini suya indiriyoruz. Ve gerçekleştirdiğimiz her dilekte, Olgierd’ın nasıl biri olduğunu ve onu bu duruma iten sebepleri derinlemesine anlamaya başlıyoruz.

ÇARESİZLİĞİNİN KURBANI MI YOKSA CEZALANDIRILMAYI HAK EDEN BİRİ Mİ?

İşte hem O’Dimm’i hem de Olgierd’ı haklı ve haksız olma açısından değerlendirirken en ciddi zorluğu yaratan durum bu. Olgierd’ın hayat hikayesi.  Vlodimir’in ruhu ile takılırken öğreniyoruz ki Olgierd, gençliğinde sürekli haydutluk yapmış. Sanat ve kitaplara da ilgisiz kalmamış hiç. Yani entellektüel bir serseri kendisi. Bembeyaz biri değil. Ve hem Olgierd hem de Vlodimir, alt tabakayı böcek olarak görüyorlar. Ayrıca Olgierd, kalbi O’Dimm tarafından taşa çevirilmeden önce kardeşi Vlodimir’i, Iris’e kavuşmak için feda ediyor.

Max Borsodi’nin evinin yasal parşömenlerini bulundurması gereken kutuyu, içi boş şekilde ona götürdüğümüzde, yani bir nevi O’Dimm gibi davranarak ”Sözlerini daha dikkatli seçseydin. Kutuyu istedin sadece” dediğimizde öyle yapmış olması gerektiğini kabul ederek, bize neden O’Dimm’in ağına düştüğüne dair kısıtlı bilgiler veriyor. Evini Borsodiye olan borçları yüzünden kaybettikleri için, aynısını onlara yaşatmak istediğini ve evden gelecek parayı da kimsesiz ve yoksullara bakan bir hastaneye bağışlayacağını iddia ediyor. ” Senden beklenmeyecek kadar asilce” diye kışkırtırsak eğer,  ”o fareler ölsün sokaklarda benim umurumda değil, benim tek derdim intikamdı” diyor. Ancak, kalbi taş olmasına rağmen, böyle merhametli bir şey isteyebileceğine dair bir şüphe kalıyor içimizde.

Iris’in gülünü ona vermek için Olgierd-Iris çiftinin malikanesine gittiğimizde, kalbi taşa çevrilmiş Olgierd’ın,  uğruna kardeşini feda ettiği kadına karşı nasıl hödükçe davrandığını ve ütm kalbiyle dilediği şeyin nasıl geri teptiğini görüyoruz. Yarınlar yokmuş gibi yaşamak isteyen Olgierd’e ölümsüzlük bahşederek kalbini taşa çeviren O’Dimm, uğruna her şeyin feda edildiği evliliğin de bir hiç edilmesine sebep olmuş. Olgierd, , ardında sadece bir mektupla, Iris’i malikanede yapayalnız bırakarak evden ayrılır Iris ise, Olgierd’ın gitmeden önce ona verdiği güle bakarak, yatağında can verir. Olgierd, burada da çevresindeki her şeyi mahvetmiştir.

O’Dimm doğası gereği, anlaşma yaptığı kişilere dilediklerini onlara veriyor istediklerini değil. Ki bu detay, bir şey dilerken belki de en çok dikkat etmemiz gereken nokta. Bu yüzden, Olgierd’ın başına gelenlerde O’Dimm’in suçu olup olmadığı tartışılır. Sütten çıkmış ak kaşık olmayan Olgierd’ın,  kardeşinin canı karşılığında, kan ile elde ettiği  mutluluk, belki de O’Dimm’e adil  gelmemiştir.

ZALİM OLMAK

Gaunter O’Dimm, anlaşma yapacağı kişileri, cezalandırılmaları gerektiğine karar vererek kendisi mi seçiyor yoksa karşılaştığı çaresiz insanların zayıflıklarından mı faydalanıyor? Çünkü kendisini bir tüccar, ayna ustası olarak tanımlıyor. İlk seçenek, yani hak edenleri bularak cezalandırması, aslında temelinde adil bir davranış ancak şüpheye yer bırakmayacak şey O’Dimm’in zalimliği. Kurbanlarının ruhlarına sonsuza kadar eziyet etmesi bir yana, anlaşma yaptığı kişilerin gerçek doğalarının (Olgierd örneğinde olduğu gibi)  dilekleri vasıtasıyla ortaya çıkmasına sebep oluyor aslında.Ve dileklerini gerçekleştirdiği herkes, aslında hiçbir zaman istediklerine sahip olamayacaklarını fark ederek, anlaşmalarının boşuna olduğunu fark ediyorlar. Bu açıdan, ”hak edenleri cezalandıran” bir varlık olduğu düşünülebilir. Ve, sözleşmede ne yazıyorsa onu uygular, fazlasını ya da azını değil.  Olgierd O’Dimm’den  ”Ay’ın üzerinde buluşmalarını’  istediğinde, onu altında Yarım Ay sembölü bulunan bir zemine çağırması tuzak mıdır, yoksa anlaşmaya kelimesi kelimesine uymak mı?

Ancak, kurbanlarının ruhlarına eziyet etmesinin yanında, karşılığında ruhlarını verdikleri dileklerinin de ellerinin arasında her zaman toz olmasına sebep olmak yani ”kandırmak” ( ki aslında kandırmıyor, kendisine söyleneni yapıyor. İsteneni yapmak/yapmamak sözleşmeye dahil değil) ve ağına çaresizlik yüzünden düşen insanların, bir miktar mutluluk edindikten sonra onu tekrar kaybederek, pişmanlık içinde ölmelerini ticari” bir meseleden fazlası olarak görmüyor. Ancak bu, O’Dimm’in adaletsiz olduğu anlamına gelmiyor.

Ben, şahsi fikrimi belirtecek olursam, 2.ci bitirişimde O’Dimm’in Olgierd’ın ruhunu elde etmesine izin verdim. Çünkü Olgierd, her ne kadar kalbi taşa çevrilmiş olsa da, hayatının ondan önceki kısmında, haydutluk yapan, insanları aşağı gören kibirli biriydi. En çaresiz anında, en ”yanlış kişiye” rastlayarak, kötü bir son ile bitirdi hayatını. Ancak bu durum, Olgierd’a acımama yine de mani olamadı. Olgierd ve Iris, mutlu hayaller ancak yanlış seçimlerin kurbanları. Böyle bakınca, O’Dimm daha haklı duruyor.

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: