”Ölüm Kapıda. Ve Herşeyin Sonu, Yalnızca Başlangıç”

Evet, World Of Warcraft’ın gelecek expansion’ı Shadowlandsgeçtiğimiz Blizzcon’da oldukça sansasyonel bir CGI sinematik ile duyuruldu.

Ardından gelen ve bize The Jailer karakterini de gösteren Feature Trailer ise, aslında neredeyse hiçbir özelliği tanıtmıyordu. Necromancer duyurulmamıştı mesela.
Ancak, açılış seremonisini takip eden Warcraft Paneli, ertesi günkü Deep Dive ve Q&A’lar, Lore ve Gameplay açısından aklımıza takılan bütün soruları (aslında BFA’nın sürekli yenisini yaratıp cevaplamadığı) tek tek yanıtladı.

Sylvanas’ın planını, neden bu kadar güçlü olduğunu öğrenmemizin yanı sıra,  gameplay açısından da, bana bile ”8.3’ü atlayamıyor muyuz?” dedirten yenilikleri duyduk.

Tabi burası bir lore blogu olduğu için gameplay’e şimdilik değinmeyeceğim. Ancak ona özel bir yazı da gelebilir çünkü şu an Shadowlands için deseniz ki ”bu pakette hikaye yok sadece yeni gameplay özellikleri var” ben bile oynarım.   

Bugün, özellikle CGI sinematiğin ardından gelen son derece sert tepkilere, tek tek, açıklama getireceğim.

BOLVAR HİÇBİR ZAMAN LICH KING OLMADI

Bolvar, Tirion’dan Helm of Domination’u kafasına takmasını istediğinde, ”Ejderhanın alevi kaderimi mühürledi, yaşayanların dünyası artık bana uygun değil. Tacı kafama tak Tirion, sonsuza kadar Lanetlilerin Bekçisi olacağım” demişti. Yani, kabul etsek de etmesek de Bolvar’ın bütün olayı Scourge’ü sakin ve kontrol altında tutmaktı. Sinematikten de hatırlarsınız, scourge orduları Bolvar’ın önünde sakince, emir bekliyorlardı. Sylvanas kuleye tırmanırken saldırmamalarını da, Bolvar’ın Sylvanas’ı tehdit olarak görmemiş olmasına bağlıyorum.



Konudan bu kadar mı habersizsin Bolvar ya?

Bolvar’ı neden Lich King olarak görmediğimi ve expansion leaklerinde potansiyel bir Lich King’in dönüşü ihtimalini niye zerre ilgi çekici bulmadığımı biraz daha açıklamam gerekirse; sebepler aslında basit. İlk olarak kaderinde Lich King olmak olan, Ner’zhul’un en başta gözüne kestirdiği ve kendine çektiği kişi Arthas Menethil’di.  Bolvar ise, -ne kadar büyük bir Paladin olduğuna hiçbirimizin şüphesi yok-  yaptığı büyük fedakarlığa rağmen, aynı Sylvanas’ın dediği gibi sadece bir gaspçıydı.  Helm of Domination’ı takıyor ve Lich King’in armorunu giyiyor olabilir, ama ne eksikti biliyor musunuz? Frostmourne!
Lich King’i Lich King yapan şey zırhı ve tahtıdır. Yani,Helm Of Domination, Frostmourne ve Frozen Throne.  Kask ve taht Scourge üzerinde kontrolü ve dominasyonu sağlarken, Lich King’in asıl gücü Frostmourne’dan gelmekte. Frostmourne, kurbanlarının ruhlarıyla beslenen ve onların dövüş tekniklerini özümseyen bir silahtı. Arthas’ın Frostmourne elindeyken tek yaptığının kılıcı tutmak olduğu, Frostmourne’un kendi ”iradesiyle” savaştığı söylenir. İşte Frostmourne bu kadar önemli bir güç Lich King için. Bolvar’ın elinde ne vardı? Kendi uydurduğu karizmatik bir çekiç. Onunla anca sonsuz bir Remorseless Winter atarsın Bolvar, fazlası gelmez. Ayrıca Sylvanas’a ” O güç seni hapsedecek” demesinden de anlayabileceğimiz üzere, zaten ”Lich King olmaktan” pek memnun değilmiş. Şunu da unutmayın: Bolvar hikayeden filan çıkmadı.  Paket boyunca bizim tarafımızda olacak.

Ayrıca, Frostmourne, son derece güçlü olması dışında Sylvanas üzerinde öyle ya da böyle psikolojik bir etkiye de sahip. Bu sinematikte Bolvar’ın yerine Arthas’ı elinde Frostmourne ile hayal edelim, Sylvanas’ın güç seviyesi ise aynı kalsın. Arthas’ın bak ne var burada” diye Frostmourne’u ona doğru uzatmasıyla bile Sylvanas dizlerinin üzerine çökerdi, çünkü ne kadar güçlü olursa olsun ölmekten inanılmaz derecede korkuyor.

Ner’zhul konusu ise belirsizliğini koruyor. Bolvar’ın gözlerinin maviye döndüğünü düşünürsek demek ki Ner’zhul o sinematik sırasında hala aktif olduğunu varsayabiliriz. Helm’in parçalanmasının ardından ise, ya yok oldu ya da sonunda özgürlüğüne kavuştu.

SYLVANAS HELM’İ NASIL KIRABİLİR?


Gelelim belki de sinematiğin  -bence tamamen bilgi eksikliğinden kaynaklanan- tartışmalı ve insanların Blizzard’a sövmesine sebep olan anına.  ”Helm’ i nasıl bu kadar kolay kırabildi? E biz de kırardık?” veya  ”Ne ara bu kadar güçlendi bu kadın?!!” tepkilerine dilimiz döndüğünce cevap verelim;

Arkadaşlar, nasıl bu kadar kolay kırılabilir denilen Helm’i kırana kadar canı çıkıyor Sylvanas’ın bilmem farkında mıyız? Şu an absürt derecede güçlü olmasına rağmen Helm’i kıracağım diye neredeyse kendisi ikiye ayrılıyordu. Önce fiziksel güç ile kırmaya çalışırken yetmeyeceğini fark edip bütün gücünü açığa çıkararak ve sarf ettiği efor yüzünden haykırarak ancak kırabiliyor o kaskı. Cidden bu açık değil miydi?

Sylvanas’ın nasıl bu kadar güçlendiği konusu ise, sinematikten sonraki panellerde detaylıca açıklandı aslında.  The Jailer konusunda ayrıca değineceğiz fakat özetlemek gerekirse; Sylvanas, Icecrown Cıtadel’den kendini aşağıya attığı andan itibaren Titanlardan bile kadim bir canlı ile ortaklık kurmuş. Ve bu yüzden, Sylvanas tarafından öldürülmüş olsun veya olmasın Cataclysm’den itibaren Azeroth üzerinde ölen herkesin ruhu Shadowlands’de gitmeleri gereken yerler yerine doğrudan, Jailer’ın hüküm sürdüğü The Maw’a gitmiş.

Bu durumda, Arthas’tan itibaren Azeroth üzerinde ölen herkes The Jailer’ın eline düşmüş oluyor. Bu listeye Varian’ı hatta alternatif Gul’dan’ı bile katabiliriz. Ve Sylvanas da, elde ettiği bu ruhlar ile absürt bir güç seviyesine ulaşan bir canlının suç ortağı olmuş yıllar boyunca. Şu an tahminen, Azeroth’un fiziksel düzlemindeki en güçlü ölümlü Sylvanas Windrunner. Reckoning sinematiğinin ardından Loyalistlerine söylediğini hatırlayalım:

”Aç karanlık, sayısız ruh ile beslendi”
 Helm’i kırabilmiş olması şimdi mantıklı geliyor mu? Ya da Battle For Azeroth’a neden sebep olduğu?


THE JAILER VE THE ARBITER
Peki lore’a yeni katılan gizemli The Jailer ve The Arbiter hakkında başka neler biliyoruz? ;

The Jailer, Titanlardan bile kadim bir canlı ve tamamen yeni bir karakter.  Peki Chronicles’da adı neden geçmiyor biliyor musunuz? Çünkü Chronicles,  Titanların bakış açısıyla, onların takipçileri tarafından yazılmış da ondan!  Yani Argus’un World Soul’u olduğundan, Tha Jailer’ın varlığından hiç bahsedilmemesi veya Black Empire döneminin  bir kaç sayfada anlatılıp geçilmesi bu yüzden. Ve son derece ağdalı, şık dil kullanımı da tabi. Bu açıklama Chronicles’da anlatılanları canon olmaktan çıkarmıyor ancak Chronicles’da bizden gizlenen şeylerin olduğunu gösteriyor. Blizzard’ın açıklamasına göre Shadowlands’de bu konuları keşfe çıkacağız.

The Jailer hakkında bildiğimiz şeyler gerçekten çok kısıtlı. Ancak developerlar The Jailer’ın Warcraft Kozmoljisinin çok önemli bir parçası ve Shadowlands’in merkezindeki kötü karakter olduğunu açıkladılar. Sylvanas bu durumda cidden düşmanımız haline gelebilir mi? Ortaklıkları olduğunu düşünülünce elbette, ancak Azshara’nın N’zoth’a yaptığı gibi ikili oynamaya kalkması da mümkün.  Bize anlatıldığı kadarıyla The Jailer’ın ne kadar kadim olduğunu düşününce bana pek mantıklı gelmiyor ancak bunu zaman gösterecek.  Sylvanas’ın Warchief olması için Voljin’e fısıldayan o olabilir mi? Bu konuda hala resmi bir açıklama yok ancak artık bu ihtimale kesin gözüyle bakabiliriz diye düşünüyorum. Voljin’i diyarımıza geri gönderip ”Cesaretin eliyle kutsayan”‘ın The Jailer olması gerekmiyor ama, o ayrı bir canlı.

The Jailer konusunu, az önce verdiğim bilgileri tekrarlayarak kapatalım. Cataclysm’den itibaren Azeroth üzerinde ölen bütün ruhlar Jailor’u eline düşmüş ve gücüne güç katmış durumdalar. Eğer bu listeye N’zoth ve Ny’alothada öldüreceğimiz diğer her canlı da dahil olursa vay halimize. Gerçi Old Godların, – Y’shaarj gibi- ölüm ve yaşam ile bağları tartışma konusu. Ben Shadowlands’de Yogg-Saron etkileri görmeyi bekliyordum mesela, ama şu ana kadar bahsi geçmedi.  Sylvanas N’zoth için ‘Sonunda  o da Ölüm’e hizmet edecek’ demişti. Ny’alothanın bitişinde ne göreceğimiz büyük merak konusu. Ancak,  N’zoth’un bütün bu yaşanacaklar konusunda bizi uyardığını düşünüyorum. Bir önceki yazımda  N’zothun whisperlarının doğru çıkmaya başladığını yazmıştım.  ”Six seats at the high table, six mouths that hunger. One will consume all others” whisperına da bir açıklama getirebiliriz diye düşünüyorum. Bu yüzden, ”Sen The Jailer’san ben de Master Schemer’ım!‘ demiş ve hala kendince bir plan uyguluyor olabilir. Ancak, Blizzard tahminen, doğru dürüst işlemeyi bir türlü beceremediği Old God konusunu uzun bir süre için tekrardan rafa kaldırdı.

Shadowlands’de tahminen The Jailer’dan en hazzetmeyen canlı, zamandan bile eski olduğu açıklanan The Arbiter ( Belirleyici). Bu ablanın (evet, dişi bir Tanrı) yaptığı şey, ölen her canlıyı Araf’a benzetebileceğimiz Oribos şehrine alıp, Shadowlands’in hangi bölgesine gideceklerine karar vermek. Bu gücü resmen ondan çalıp her ruhu The Maw’a çeken Jailer’a karşı yanımızda olacaktır.

Arbiter’ın önüne bir ruh getirildiğinde, içindeki her şey—eylemler, yanlışlar, düşünceler, başarılar ve başarısızlıklar—anında bütün çıplaklığı ile serilir ve onun tarafından özümsenip, anlaşılır.
Arbiter daha sonra ruhu, karakterine göre Shadowlands’in sonsuz alemlerinden birine gönderir.’
‘ ( Çeviri için Aernath‘a teşekkürler)

SAKIN O RETCON’U YAPMAYA KALKIŞMAYIN

Blizzcon’da bize, Helm Of Domination ve Frostmourne’un nasıl yapıldığını Jailer’ın kulesi olan Torghast, Tower of The Damned‘da öğreneceğimiz söylendi. Ayrıca, Helm Of Domination N’zoth’un dediği gibi ” Yolu açacak anahtar” ve ICC’de ”Ölüm ile Yaşam arasındaki perde”ymiş.  Fakat bu durum, Lore’da çok ciddi bir karışıklığa hatta neredeyse Warcraft 3’ün tamamen yok sayılmasına sebep olabilir.


Torghast, Tower of The Damned. ICC’nin Shadowlandsdeki karşılığı.

Lich King, hem eski lore, hem de Chronicles’da belirtildiği üzere Kil’jaeden tarafından, Burning Legion’ın 2.ci istilası öncesi Azeroth halklarını zayıf düşürmek için yaratıldı. Evet, cidden Lich King sadece Burning Legion’ın bir piyonuydu.  Bize nasıl yapıldığını Torghast’ta öğreneceğmizin söylendiği Frostmourne ve Helm of Domination Dreadlordlar tarafından dövüldü. Ki Frostmourne’un bu derece sinsi bir silah olmasının sebebi Narthrezim ürünü olması.  Aynı şekilde Icecrown Citadel’da yine Dreadlordlar tarafından Saronite kullanılarak inşa edildi.

Yogg-Saron’un kanı
kullanılarak Narthrezim tarafından inşa edilmiş, yaşam ile ölüm’ü ayıran bir kule,  Shadowlands’in derinliklerinde dövülmüş, ancak Nartherizim’in elinden çıkmış olması gereken Frostmourne ve Shadowlands’e yolu açan Helm Of Domination.  İç içe geçmiş ve çılgın yerlere çekilebilecek şeyler o kadar fazla ki. Az önce  ”Birisi Sargeras’ı çağırsın” dedim ancak Kil’jaeden, Sargeras’ın emriyle bu eşyaları ve kuleyi Jailer ve Narthrezim’e yaptırmış olabilir, veya Narthrezim, yani bu oyunda güvenilmesi gereken en son ırk ilginç planlara girişmiş olabilir.

Emin olduğumuz şey, The Frozen Throne’un Twisting Nether’ın içinde yapılarak, içine Ner’zhul’un ruhu kilitlenmiş kılıç ve zırh ile Icecrown Citadel’in olduğu bölgeye fırlatılmış olduğu.

Veya bütün Lich King hikayesi The Jailer ve Shadowlands’e bağlandı ve Warcraft 3 resmen loredan çıkartıldı. Ama böyle bir şey olacağına ihtimal vermiyorum, her şeyi yerim ama bunu yemem artık.

NECROMANCER HALA MÜMKÜN

Gelelim ben dahil belki de en ciddi tepkiyi çeken duruma: Shadowlands’de ne yeni bir class ne de yeni bir ırk var! Onun yerine bütün ırklar Death Knight olabilecekler. Savaşta ölen askerlerin -Pandaren, Zandalari fark etmeksizin- Bolvar tarafından kaldırılmış olmaları gayet mantıklı ancak,  Death Knightlar Necromancer DEĞİLLER!  Bu yüzden, oyunda Unholy Death Knightların bulunması Necromancer’ı getirmemek için bir bahane değil.

Ancak, Necromancer oyuna hala eklenebilir. Death odaklı bir pakette oyuna eklenmemesinin tepki çekmesi çok normal ki tepki gösterilmeli bu duruma. Fakat, nasıl Void/Old God konusu yıllardır Warcraft lore’una dahilse ve dönem dönem işleniyorsa, ben Death temasına da artık ciddi bir giriş yaptığımızı düşünüyorum. Yani bundan sonraki paket Life, Arcane temalı filan gelmeyecek.  Biz Death temasını bu pakette ciddi anlamda tanıyacak ve anlamaya başlayacağız.

Bu pakette öğreneceklerimizin ardından Azeroth’a döndüğümüzde Faction liderlerimiz, Necromancerlığın aynı Warlockluk gibi bizim yararımıza kullanılabileceğini düşünerek belki de Scholamance’in tekrar açılmasına izin verebilirler. Faction’ların Necromancerlığa ikna olmaları şu yüzden önemli; Death Knighlar’ın her ne kadar Death magic üzerinde bir miktar uzmanlıkları olsa da aslında hepsi sadece birer kurban. Olmaya zorlandıkları canlılar olarak, bu gücü kabullenmişler. Fakat diğer tarafta, ölü kaldırma, işkence etme, lanetleme gibi konulara sadece merakından bulaşmış ve bunlardan keyif alan ruh hastalarından bahsediyoruz. Umarım Necromancer’ın hala mümkün olduğunu ve neden Death Knigtların Necromancer olmadıklarını açıklayabilmişimdir.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s