”Perde Soluyor. Onun Tacı Yolu Açacak”

Evet, korkunç bir heyecanla beklediğimiz ek paket, harika bir sinematik ile duyuruldu: Shadowlands! Açıkçası sinematiği izledikten sonra ne hissedeceğimi bilemedim. Çünkü resmen abandone oldum ve hiçbir şey anlamadım. Ardından gelen Feature Trailer‘da bir bakıma yetersizdi ancak şu an gerçekleşen World Of Warcraft panelinde detayları duyacağız gibi duruyor.  Şu an elimizdeki bilgiler, hem hikaye hem de oynanış açısından gerçekten çok kısıtlı olduğu için bir eleştiriden çok, ilk izlenimlerimi paylaşmak istiyorum.

OK HEDEFİNİ BULDUĞUNDA SON ZİNCİR DE KIRILACAK”

Blogumu takip edenler, benim Void ile Death arasına kesin ayrımlarla set çekilmesini yanlış bulduğumu bilirler. Çünkü, bir tane çizgi roman da Void Sylvanas’ı görünce delirdi diye böyle düşünmemize gerçekten gerek yok. Aynı şekilde de burada da bu kavamları sorgulamıştım. Kısaca,  Death ile Void arasında aşılamaz çizgiler olmadığını (hatta bence bunu bütün kozmik güçlere uygulayabiliriz. Burning Legion, Fel ile Death’in birlikte olabileceğini gösterir mesela) hatta aralarında bir ruh alışverişi/kapışması olduğunu düşünüyorum.

N’zoth’un, Crucible Of Storms’da bize fısıldadığı 2 söze bakalım:

”-Ok hedefini bulduğunda son zincir de kırılacak.

-Perde soluyor. Onun tacı yolu açacak”

Death ile Void arasında keskin bir ayrım olmadığını yukarıda da belirtmemin sebebi, sinematiği tekrardan izlediğimde bu 2 fısıltıyı da gözümle görmüş (evet) olmam.

Ok hedefini bulduğunda son zincir de kırılacak.”
Sylvanas’ın okları Bolvar’ı yerine sabitledi ve yine aynı oklardan biriyle kafasına Frozen Throne’u ( böyle bir kapışmada absürtleşmekte haklılar tabi)  atarak resmen zayıf duruma düşürüyor. Ardından miğferi çıkarıp kırarak ( hepimiz burada takmasını bekledik değil mi?)  Shadowlands’i diyarımıza getiriyor. Yani okun hedefini bulmasıyla son zincir kırılıyor.

”Perde soluyor. Onun tacı yolu açacak”

Yaptığım ilk çıkarım tartışmaya açık olmasına rağmen bu daha ne kadar bariz olabilirdi açıkçası bilemiyorum. Sylvanas’ın hepimizi şoka sokarak miğferi parçalaması sonucu (Taliesin için bir dakikalık gözyaşı), miğfer resmen gökyüzünü yararak Shadowlands’e yolu açıyor.  Burada ilginç bir detay var; Yıllar boyunca öldüğümüde Shadowlands’e geçtiğimizi düşündük ancak tamamen farklı bir düzlemdeydi belki de? Ve, Azeroth ile Shadowlands arasına kilit vuran miğferin Burning Legion yapımı olması da üzerinde düşünebileceğimiz bir detay.

BAŞIMIZA THANOS KESİLDİ

Sylvanas’ın sıradışı bir güce sahi olduğunu lore topluluğu olarak Reckoning sinematiğinin ardından zaten konuşmuştuk. Kadın bir suikastçi olarak yakın dövüşte sıradışı bir kuvvete (yeterek değil, kuvvet. Saurfang gibi birinin üzerine saldırısnı tek elle savuşturmak gibi) sahip olduğunu fark etmiştik. Kullandığı büyü ile Saurfang’e tek atması ve ne Thalyssra ne de Jaina’nın bu büyüyü isimlendirememesi de gizem perdesini iyice arttırmıştı. Sinematikte, Sylvanas’ın bu absürd gücünün devam ettiğini gördük. Frozen Throne’u tek elle tutup Bolvar’ın kafasına fırlatması gibi mesela.
Ayrıca, sanırım Sylvanas’a ”iyi” bir amaç verilecek. Bu dünyanın, aslında yaşamanın bir tutsaklık, ölümün ise özgürlük olduğunu vurguladı. Aslında bir açıdan öyle. Yaşarken, her ne kadar fantastik bir evrende yaşıyor da olsanız bir takım kurallar ile kısıtlısınız. Ancank ölmek, tülün diğer tarafına geçmek muazzam bir özgürlük. Her şeyden önce bir daha ölme şansınız yok, öbür türlü yok oalarak Void’e düşeceksiniz zaten. Sylvanas’ın amacı, Ölüm’ü diyarımıza getirerek hepimizi özgür bırakmakmış. Biraz aşırı bir amaç, anlamlandırmak şimdilik zor. Helya ile olan anlaşmasının ne olduğu konusunda da, aslında hala bir bilgimiz yok. Sylvanas’ın planı Shadowlands’i diyarımıza çekmek ise, Helya ile olan anlaşmasının karşılığında onun Helya’ya ne sunması gerekiyordu? Buna verebileceğim cevap, BFA’daki savaş sonucunda aç karanlığa kazandırdığını söylediği sayısız ruh olabilir.

Yazıyı Bolvar ve Yogg-Saron ile alakalı kısa düşüncelerim ile kapatmak istiyorum;

Açık konuşmam gerekirse, Bolvar hype trenine hiçbir zaman binmedim çünkü o benim gözümde hiçbir zaman Lich King değildi. Benim Lich King’im Arthas Menethil’den başkası değildir. Bolvar, onurlu bir amaç ile bu işe kalkışsa da bir taklitçiden ibaret değildi. Bu yüzden Bolvar benim gözümde harcanmadı çünkü Lich King olarak harcanacak bir potansiyeli yoktu. Amacı zaten basitti: Scourge’ü sakin tutmak. Onu da yaptı görev süresi boyunca. Eğer içinizi rahatlayacaksa, zaten ölmüyor. Paket boyunca aktif bir karakter olacaktır.

Yogg-Saron ise, eh. N’zothun kaderine dair kesin bir fikrimiz olmasa da, hep söylediğim şeyi tekrarlamak istiyorum: Old Godlar yaşam ile ölümün sınırılarından bağımsızlar. Veya en azından, bu kavramlar onları bizim anladığımız gibi etkilemiyor. Paketin bir noktasında Yogg karşımıza çıkarsa hiç şaşırmaz hatta mutlu olurum. Çünkü Old Godların Shadowlands ile doğrudan bir bağlantıları olması veya orayı ele geçirmeye çalışıyor olma ihtimaleri hiç mantıklı gelmiyor. Böyle bir durumda, kendisine Ölümün Tanrısı diyen bir Old God ile bir noktada karşılaşmamız sürpriz olmaycaktır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: