” Haşin Görünüşlü Piramitlerin Ay’a Doğru Yükseldiği Kapkara Bir Kent Uzanıyordu Karşımda’

8.3 duyurulduğundan beri oldukça karışık duygular içerisindeyim. Blogumu takip eden ya da benimle az buçuk muhabbeti olan herkes, Old God temasının benim için ne kadar özel olduğunu bilir. İşte bu yüzden, adı ”N’zoth’un Görüleri” olan bir patch’e sevinmem gerekiyor aslında. Ama, hem daha önce Emerald Nigtmare’ı gördüğümden hem de Blizzard’ın her zaman bizi galip göstermeyi sevdiğini çok iyi bildiğimden ötürü ciddi şüphelerim var maalesef. Neticede, benim Wow’a başladığımdan beri yani 5 yıldır, Cataclysm zamanında oynayanların ise 10 yıldır beklediği bir içerikten, Ny’alotha ve N’zoth’tan bahsediyoruz.

Bu yüzden, yazının ilk kısmında Ny’alotha’nın nerden esinlenildiğini, yapacağım alıntılarla iyice anlaşılır kılarak, şimdilik neleri doğru yaptıklarını tartışmak ve bazı ufak çelişkileri göstermek, ardından çok ciddi spoilerları yazarak  niye çok ciddi bir hayal kırıklığı yaşadığımı (veya yaşayacağımı) açıklamak istiyorum bugün.

DÜŞLERDEKİ DEHŞETİN ŞEHRİ

Old Godlara benim kadar ilgili olanlar biliyordur ancak yine de bir özet geçelim:

Warcraft evreninde işlenen Old God’lar ve onların Twisting Nether’ı olarak tarif edebileceğimiz Ny’alotha şehri, aslında 20. ci yüzyılın belki de en önemli yazarlarından H.P. Lovecraft’ın yarattığı Cthulhu Mitosu’nun Warcrafttaki yansımalarıdır. Yani bizim ”Ya BFA’nın sonunda Ny’alotha gelir, Old God döver geçeriz işte” diyerek geçtiğimiz şey, edebiyatın en önemli parçalarından birinin Warcraft evrenine uyarlanmasıdır aslında.

‘İleri mi? Benim görmüş olduğum şeyler seni taşa çevirirdi! Geri, geri-ileri, ileri-seni yaygaracı, 
kıt herif, bak şimdi!’
Adam alçak bir sesle, hırlar gibi bu lafları ederken yeniden elini oynatarak gökyüzünü öncekilerden daha bol bir ışığa boğdu. Tam üç saniye boyunca, cehennemi bir kargaşanın hüküm sürdüğü görüntüleri seyrettim; bu kısacık anda, bundan böyle tüm düşlerime musallat olacak  bir manzara gördüm.

Uçan garip şeylerin haşere gibi istila ettiği, haşin görünüşlü piramitlerin aya doğru yükseldiği, sayısız penceresinde cehennemi ışıklar yanan dev taşlardan taraçalarıyla kaplı kapkara bir kent uzanıyordu karşımda. Telaşla çalınan davulların gümbürtüsüne, tiksinç kastanyet şakırtılarına ve bitip tükenmez ağıtları sağlıksız bir katran okyanusunun dalgaları gibi kabarıp alçalan kısık sesli boruların delice inlemesinin ahengine uyarak  çılgınca dans eden turuncu ve kırmızı renkte giysiler içerisindeki çekik  gözlü, sarı benizli insanların görünmez dehlizlerde iğrenç bir şekilde  kaynaştıklarını gördüm.”

(Öykü: O Adam)

Bu sahneyi okurken içimden ”İşte Ny’alotha da böyle olmalı!” demiştim, göğü delebilecek kadar büyük siyah kuleler olmalıydı mesela. Ve o konuda hayal kırıklığına uğramadım aslında.   8.3’ü sıcağı sıcağına değerlendirdiğim yazımda,Ny’alotha’nın raid olmasından duyduğum çekinceleri belirtmiş, en azından bir bölge olması gerektiğini söylemiştim. Çünkü neticede bir raid demek, ne kadar büyük olursa olsun bir instance  yani portaldan girip çıkabileceğiniz sınırlı ve içinde özgürce gezemeyeceğiniz bir ortam demek değil mi?

Şehrin ölçeği gerçekten çok büyük.

Blizzard, Ny’alotha’nın ufak olmadığını hissetmemiz için ne gerekiyorsa yapmış.  Ölçek o kadar büyük ki,  bir Tauren bile bu raidin içinde karınca gibi kalacaktır, aynı olması gerektiği gibi. Karşımızdaki kadim güç karşısında işte biz bu kadar ufak olmalıyız.

‘İşte o zaman Wilcox, amcamın uyuklayan belleğini uyandıran ve hararetli bir ilgi göstermesine yol açan uçuk kaçık bir öykü anlatmaya koyuldu. Önceki gece, yıllardan beri New England’da duyulanların en şiddetlisi olan bir yer sarsıntısı meydana gelmişti ve Wilcox’un hayal gücü bundan şiddatle etkilenmişti. Odasına çekildiğinde düşünde koca koca taş bloklardan ve göğü delen yekpare taşlardan, eşi benzeri görülmedik dev bir kent görmüştü; bütün taşlardan yeşil sulu bir çamur damlıyordu, her yana gizli bir dehşet sinmişti. Duvarlar ve sütunlar hiyerogliflerle kaplıydı; yerin derinliklerinden, tam olarak tespit edilemeyen bir noktadan ancak hayal gücünün sese dönüştürebileceği kaotik bir duyumsamadan ibaret, ses olmayan bir ses geliyordu; tüm dikkatini topladığında neredeyse telaffuz edilemez ”Cthulhu fhtagn” sözcüğünü seçebilmişti.

Bu görüşmelerde genç adam geceleyin gördüğü çok şaşırtıcı nitelikteki düşleri anlatıyordu; düşlerin hiç değişmeyen konusu karanlık ve çamur damlayan taşlardan ürkütücü, dev bir manzaraydı; yer altından bir ses ya da bir bir bilinç hep aynı ses tonuyla hep aynı anlaşılmaz, yazıya dökülemez sesleri bağırıyordu. En fazla tekrarlanan iki ses öbeği, harflerle ”Cthulhu” ve ‘R’lyeh” şeklinde ifade edilebilirdi.

 
Raid henüz geliştirilme aşamasında olduğu için dokular ve detaylar yetersiz görünüyor olabilir.

Fütürizmin neye benzediği konusunda en ufak bir fikri olmayan Johansen, kentten söz ederken ona çok yakın bir şey tutturmuştu, çünkü belirli bir yapıyı ya da binayı betimlemek yerine, geniş açıların ve -üzerindeki korkunç resim ve hiyeroglifleriyle bir küfür niteliğindeki, bu dünyadaki hiçbir şeye ait olamayacak- taş yüzeylerin yarattığı izlenimleri üzerinde duruyordu kabaca. Johansen’in açılar hakkındaki sözlerinden, Wilcox’un korkunç düşleriyle ilgili olarak bana anlattığı bir şey nedeniyle söz ediyorum. Wilcox, düşünde gördüğü yerin geometrisinin anormal olduğunu, Öklid’in geometri  sistemine ait olmadığını, iğrenç bir şekilde  bizimkinden farklı dünyaları akla getirdiğini söylemişti.



Bu deniz suyuyla ıpıslak sapkınlıktan çıkarak havaya yayılan pis ve zehirli havanın içinden bakınca gökyüzündeki güneş bile çarpık görünüyordu ve ilk bakışta dışbükey, ikinci bakışta içbükey görünen oymalarla bezeli kayaların ele geçirilemez, çılgın açılarında sanki sapkın bir tehdit ve gerilim pusuya yatmıştı.”

(Cthulhu’nun Çağrısı)


R’lyeth suyun altnda olduğundan dolayı, yosun ve pislikle kaplı şekilde tarif ediliyor doğal olarak. Ny’alotha’nın ise –yeni bir bilgi bu da-  okyanusun altında değilfarklı bir düzlemde, bence Shadowlands’de olduğunu öğrendik. Bu benim Blizzard’dan beklemeyeceğim kadar güzel bir hamleydi. (yazının ilerleyen kısımlarında anlayacaksınız niye Blizzarddan bu kadar iyi bir detay beklemediğimi) Delilik, akıl sağılığı üzerinde olan bir konseptte Ny’alotha’yı kendi ”fiziksel” düzlemine koymak çok hoş. Ancak bu, sanki Blizzard’ın bize daha önce sunduğu fısıltılar ile çelişiyor?:

Okyanusun dibinde, ışık bile ölür.Batık şehirde o rüya görüyor
-Balıklar bütün sırlara vakıftırlar. Soğuğu da bilirler, karanlığı da.

Hararetli düşlerden oluşan bir okyanusun içine, isimsiz dehşetlerin kemikleri arasına gizlenmiş halde, N’zoth ölümlülerin kılıçlarının darbelerinden uzaktaydı

(Warcraft: Chronicles Volume 3)


N’zoth’un düşlerden oluşan bir okyanusun içinde gizlendiğini yazmak, Ny’alothadan bahsederken okyanusun altında olduğunu sürekli ima etmek ancak son versiyonunda farklı bir düzleme koymak? Sanrıım bunu, neticede bu fısıltıların 10 yıl önceden kalmış olması yüzünden, aradan geçen sürede yaşanan konsept değişimlerine bağlamak gerek. Ama şu an en doğru kaynak olan Chronicles’da niye N’zoth’un bulunduğu yerin Rift Of Aln olabileceği iması yapılıyor? Halbuki alakası yok.

Evet, Ny’alotha’nın kökeni işte böyle. Maalesef  ‘sınırlı’ bir alan ve Cata’dan beri bize verilen bilgilerle bazı konularda ciddi anlamda çelişiyor.  Ancak, tasarım olarak Blizzard’ın inanılmaz bir emek ve dikkat sarf ettiğini kabul etmem gerekiyor. Sırf o geometri dışı olmasını yansıtmak için gösterdikleri çaba insanı çok mutlu ediyor. Düşünün ki, Lovecraft’ın üstün körü tarif edip  bıraktığı bir şehri, en ince detayına kadar, aslında baştan yaratıyorsunuz.  Bu gerçekten alkışlamamız gereken bir hareket.

CANIMI SIKAN ŞEYLER

Yazının buradan sonraki kısmı doğrudan BFA’nın sonuna dair spoiler ve küfürsüz sövme sanatı içermektedir.  Okumaya devam ederek, göreceğiniz şeyleri kendi rızanızıla kabul etmiş olacaksınız.

Ny’alotha raidinde neler olduğuna dair çıkarımları, Alleria-Turalyon ve Jaina-Anduin arasında geçen yalnızca iki cümleden yapabiliyoruz:

Bu konuşma metni sayesinde Azshara ile Sylvanas arasındaki anlaşmanın ne olduğunu öğreniyoruz. Sylvanas, Horde ve Alliance’ı Nazjatar’a yönlendirerek, Azshara’nın N’zoth’u serbest bırakmasını sağlamış. Çünkü, N’zoth’un hapishanesinden çıkmasını sağlamak, onu zarar görebilir hale getirmek demek. 
E peki N’zoth’u nasıl mağlup etmeyi planlıyor Sylvanas? Xal’atath’ı ona saplayarak! Plan Azshara’nın bıçağı Sylvanas’a ulaştırmasıydı. Ancak N’zoth’un 8.3 boss rehberinde şöyle bir ability bulunuyor:

Trecherous Covenant
: N’Zoth conjures a troubling vision which reveals the treacherous covenant forged between Queen Azshara and Lady Sylvanas Windrunner.

Kalleşçe Anlaşma: N’zoth, Kraliçe Azshara ile Leydi Sylvanas Windrunner arasındaki haince anlaşmayı gözler önüne seren bir görü çağırır.

Yani N’zoth bu anlaşmayı zaten biliyor.. U’unat ne diyordu raiddde N’zoth için?:

”Onun gözleri her gerçeği, gözden kaçan her suçu görür!”

Peki Sylvanas’ın planının temel taşı olan Xal’atath’ı ona kim gönderdi? N’zoth? Ya gerçekten N’zothun bu plandan haberi olmaması mümkün olabilir mi? Bu konuyu aklınızda tutun

-”Turalyon: Old God’ın düşüşü sana hiç mi huzur vermedi?’

Alleria Windrunner: Fısıltılar onun mağlup edilmesinin ardından son bulmadı. Aslında, zihnimdeki koroya yeni fısıltılar katıldı.  Görmeme sebep olduğu kabusları düşünüyorum da…

Jaina: Old God mağlup edildi. Alliance ve Horde aralarındaki düşmanlığı sona erdirdi. Bunun bir kutlama günü olması gerekirken,  endişelerini bir taç  gibi üzerinde taşıyorsun Anduin.

İşte benim Blizzard’a karşı inancımı kaybettiğim, BFA’ya dair bütün umutlarımın tükendiği nokta burası. Evet, henüz raid sinematiğini görmedik ancak bu diyaloglarda açık açık bizim N’zoth’u mağlup edebildiğimiz yazıyor. Kullanılan kelimeler önemli;  Downfall ve Vanquish. Bu kelimeler Ölüm anlamını karşılamıyorlar ancak, sorun şu: Bizim N’zoth’u MAĞLUP BİLE EDEMEMİZ gerekiyordu!

Bu konudaki öfkemin, yazının içeriğinden de anlayacağınız üzere Old God temasına verdiğim kıymetle bir alakası yok. Ama harcanan potansiyel ve N’zoth’u mağlup edebilmemizi mantıklı kılacak en ufak bir gerekçe bulamıyorum.

Öncelikle bazı şeyleri açıklığa kavuşturmak gerekiyor:

-Konuşma metinlerinin hiçbirinde, N’zoth’a karşı verdiğimiz savaşın ardından Azeroth’un ciddi bir zarar gördüğüne veya önemli bir karakteri kaybettiğimize dair bir ima yok. Bunlar, -eğer bu kadar çabuk ortaya seriliyorlarsa- konuşma metinlerinde gizlenebilecek şeyler değil. Yani bu durumda, biz N’zoth’u Ny’alothanın ortasında öldürdük, çıktık geldik sonucu ortaya çıkıyor. Bunun ne kadar absürd olduğunu örnekle açıklamam gerekirse: 20 tane Azeroth’lunun, ellerinde bir tane özel amaçlara uygun bıçak, bir tane de dandik kolye (Legiondaki cephanemizle kıyas bile kabul etmez Heart Of Azeroth. Onu da açıklayacağım) ile Sargeras’ı Twisting Nether’da, en güçlü olduğu yerde mağlup etmesi demek. Lich King gelmesin aklınıza, N’zoth Lich King’i tehdit olarak bile görmez kendisine. Ve kimsenin burnu bile kanamıyor bu savaşın sonunda.

– Eğer Argus örneğini vereceksek, şunları hesaba katmamız gerekiyor:

-Argus ile savaşırken Sargeras dışında kalan BÜTÜN Titanlar bize doğrudan yardım etti.
– Yine o sırada, hepimizin üzerinde ikişer Legendary ve güçten patlayacak seviyeye gelmiş Artifactlerimiz vardı.
-Ve bütün bunlara rağmen Argus hepimizi, elini kolunu sallayarak tek hamlede öldürdü. Eğer Eonar hile yapmasaydı (yenilmemiz gereken her durumda olduğu gibi) biz, cephanemizdeki bütün gücümüze rağmen kaybedecektik. Karakterlerimiz hiçbir dönemde Legiondaki kadar güçlü olmadı.  Şu an, Legion’a kıyasla gerçekten çok güçsüzüz.

-Hadi Sylvanas’ın çoooook zeki olduğunun farkında olarak, Sylvanas N’zoth’u plan oyunununda yendi diyelim? Ya şunu yiyecek insan evladı var mı?
N’zoth, Il’gynoth, Yogg-Saron… Bu canlılar, geçmişi, geleceği,geleceğin alternatif versiyonlarını bilen canlılar. Il’gynoth 8.3’te Sylvanas ile ” Kör Kraliçe kemikten bir asa taşıyor” diyerek dalga geçiyor. N’zoth expansion boyunca ”Bütün gözler açılacak!”  ”Uyanışınız yakın!” gibi sözler sarf ediyor. Belki de 10 binlerce yıldır işlediği planını hayata geçiriyor. Ama bir tane Titan Keeper ( Helya) ve 2 tane  ölümlü ( Sylvanas-Azshara) nün kurduğu planların  farkında değil. Yersen.

 Peki niye? Çünkü Azeroth halkı olarak, oyuncular olarak bizim kaybetmemiz mümkün değil. Biraz yukarıda N’zoth’un bize Azshara ve Sylvanas’ın anlaşmasını GÖSTERDİĞİNİ söylemiştim hatırlarsanız.

-Ayrıca, Sylvanas’ın bütün planlarının merkezine koyduğu Xal’atath’ı ona N’zoth yolluyor. ”Gelsin beni kessin” diye. Yersen.

-Veya N’zothun planının en başından beri Sylvanas tarafından hapsedilmek olduğunu varsayalım. Sonra binbir akıl oyunuyla bu kez bütün Old Godları uyandırsın mesela. Açık konuşmam gerekirse böyle bir durumda ben bile ”meh” çekerim. Bir kere hapsettim, mağlup ettim seni. Yenilmezliğin kırıldı.

Ve böyle bir durumda, açık konuşmam  gerekirse gelecek hiç bir expansion içeriği beni kolay kolay heyecanlandırmaz artık. Çünkü Blizzard yine kolay yolu, sıkıcı yolu seçecek ve biz kazancağız. Ya Ny’alotha’nın ortasında N’zoth’u yenmişim. Sen istersen Bolvar’ı getirebilirsin bu saatten sonra. Korkmam için en ufak bir sebep yok.

-Bulabildiğim tek bir mantıklı açıklama var: Goribal. Sargeras’ın Azeroth’a sapladığı, bütün bu olaylara sebep olan  kılıç. N’zoth’u en başından beri zehirliyor olma/ölümcül hasar vermiş olma ihtimali bulabildiğim tek mantıklı açıklama. Böyle bir durumda da eğer 8.3.5 gelirse, Azeroth’un durumunun nereye varacağını anlayıp konuyu kapatabiliriz. Yine de N’zoth’un öleceğini düşünmüyorum bunun neticesinde. Çünkü ”Onlar ne ölür ne de yaşar. Onlar döngünün dışındadırlar” Ama ciddi şekilde harcanmış olacak.

Blizzard’ın beni haksız çıkarmasını daha önce hiç bu kadar istemedim açıkçası.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: