Sargeras ve onun Yakan Lejyon’u Warcraft’ın Temel Taşlarıdır


Yazıya nasıl bir giriş yapsam diye uzunca bir süre düşündüm. ”Acaba Warlords Of Draenor’un sonundan mı açsam konuyu, Legion’a oradan bağlanmıştı çünkü hikaye” dedim de, sanırım konuya doğrudan girsem daha iyi olacak. Belirtmeden geçmeyeyim, bu yazı tamamen benim şahsi fikirlerimdir. ”Bence” kalıbını koyup eleştirileri de def ettiğimize (!) göre başlayalım:


Warcrat’ın hikayesinin temellerinde Faction War, daha anlaşılır tabirle Alliance ve Horde arasındaki bitmek bilmeyen (ve artık cılkı çıkan) düşmanlık ve bunun sonucunda savaş olduğu söylenir hep. Battle For Azeroth duyurulduğunda Wow Communitysinde ”Eski köklere, gerçek Warcraft’a dönüyoruz” gibi yorumlar yapılmıştı. Burada ki genel düşünce de ”Abi bak Warcraft 1’in kapağında birbirine sinirli sinirli bakan bir Human ile Orc var. BFA’nın kapağında da bunu yansıtmışlar ne güzel. Warcraft’ın temeli Faction War’dur!” şeklinde.

Ya, tamam da biraz düşününce, Alliance ve Horde’un şu an oyunda var olmasının sebebi ne? veya kim?

Orcların kafayı sıyırıp ilk Horde’u kurarak Azeroth’a saldırmalarının, bu saldırı sonucu Horde’a karşı Alliance’ın kurulmasının temel sebebi Kil’jaeden ve Burning Legion yahu? Evet  tahminen oyun ilk piyasaya sürüldüğünde Blizzard’ın aklında Burning Legion yoktu , Warcraft 3’te konuya dahil oldular. Ama o tarihten sonra herhangi bir kaynaktan Warcraft’ın tarihini okumak isterseniz (benim o zamanlar yaptığım gibi) karşınıza çıkacak ilk isimlerden biri Sargeras olacaktır. Titanlar, Sargeras’ın evrenin yanlış temeller üzerine kurulduğunu düşünmesi ve Burning Legion’ı kurması ile başlar hikaye anlatımı.

Hatta konuyu biraz daha ileri götürelim; Şu an Burning Legion ile beraber hikayenin en ikonik parçalarından biri olan  The Scourge’de, aslında tamamen Kil’jaeden’in planlarının ürünü değil miydi? Azeroth’u kendi istilalarından önce zayıflatmak, ki Scourge oldukça başarılı oldu. Dalaran’ı, o zamanın en etkili insan krallığı Lordearon’u ve High Elfleri devre dışı bırakmaktı. Archi de gelir gelmez Scourge’ün yönetimini Lich Kingden alarak Dreadlordlara vermişti. Fakat, o zamanlar birbirilerine 100 Kilometreden fazla yaklaşmaması gereken Night Elfler, Orclar ve İnsanların beklenmedik ittifakı ve Nordrassilin gücüyle mağlup edilebilmişti ancak Archimonde, Burning Legion ve kuklası Scourge.

.


Hologram teknolojisiyle iletişimi ilk kullanan da Burning Legiondır ayrıca. Malum Warcraft Star Wars’a evrilmişti Legionda.

Şimdi burada, devamlı eskiyi özleyen, nostaljiden ölen, ”keşke hala Elwynn Forest’ta Kobold kesiyor olsaydım ne uğraşıyorum şimdi böyle Kozmik işlerle filan” diyen nostaljiklerimize taş atacağım biraz. ”Ben gerçek Warcraft’ı özledim bu Warcraft değil Star Wars’ diyen arkadaşlara yani.

Konu Burning Legion ise, hele hele expansionın adı Legion ise eğer, konunun mutlaka onun kurucusu Sargeras’a, ve kardeşleri olan diğer Titanlara uzanması insanları şaşırtmamalıydı. Sargeras olmasa bile, neredeyse herkes Argus’a expansionın bir yerinde gideceğimize emindi. Bu da Lore’u kozmikleştirdi. ”Warcraft Lore’u ucu kaçırdı mı artık, çok mu ileri gitti?” şeklinde videolar görmüştüm BFA duyurulduktan sonra Youtube’da. Hayır,hikaye çok ileri gitmedi sen geride kaldın ve kalmak istiyorsun. Özellikle Chronicles ile hikaye kozmik bir boyuta taşındı artık, bunun kabul edilmesi gerekiyor insanlar tarafından. Ayrıca, bu kadar özlem duyulan ”sade ve basit” loreda da,  uzay gemisiyle uçan kaçan, dünyalar arası gezen bir ırk katılmıştı aramıza hatırlarsanız,  The Burning Crusade’de.

Bununla bağlantılı olarak, Warcraft’ın ana karakterinin Sargeras olduğunu düşünüyorum ben.Şimdi Warcraft kadar geniş, devasa lore’a sahip  bir oyunda ana karakter bulmak zor. Çünkü bu role aday olabilecek gerçekten çok ama çok fazla karakter var. Ama Sargeras bence çok ayrı bir yeri hak ediyor. Eğer oyuna benim gibi Warcraft 3 sıralarında başlayıp ”neymiş bu oyunun hikayesi” diye araştırdıysanız muhtemelen karşınıza çıkan ilk isimlerden olmuştur Sargeras. Ve Legion’ın son sinematiğine kadar da, müthiş bir gizemdi kendisi. Sesini ilk kez bir anlığına Wrath of the Lich King’de duymuş olmamıza rağmen,  Legion’ın 7.2 Trailer’ına kadar ciddi ciddi duymamıştık. 7.3’te de bir kaç kez sesini duyduk. Ama bu kadardı,  Chronicles daki harika çizimler dışında nasıl göründüğünü bile bilmiyorduk,  o muazzam son sinematiğe kadar…


Yine işime çomak soktuğunuz için sizden nefret ediyorum lanet olası karıncalar…

Evet, yaklaşık 20 yılın sonunda ilk kez Sargeras’ı gördük bu sinematikte. Hem de diğer Titanlar gibi basit Avatarlar olarak değil, bütün(ehm, en azından yarım?) heybetiyle.  Neredeyse hiç konuşmadan, varlığıyla büyüledi beni o sinematikte. Ve Sargeras, 20 yılın sonunda ilk kez insiyatif aldı işi ordusuna bırakmak yerine. Daha doğrusu ancak alabildi, bedenine yeni yeni kavuşuyordu çünkü. Kılıcı saplamayı planlıyor muydu, yoksa işlerin sarpa sardığını fark edip anlık bir kararla mı bunu yaptı, tartışmaya açık. Düşünsenize, yıllarca adını duyduğunuz bir karakter var, ama hiçbir şekilde karşınıza sunulmamış.Ama hikayede muazzam bir önemi var, adı geçtiğinde bile tüyleriniz diken diken oluyor.  Ve sonunda,  yayınlanan bir sinematikte doğrudan ”size” bakıyor. O an benim için bir şerefti, onurdu. Sargeras’ı görmem, bu sinematiği gelmiş geçmiş en iyi Wow sinematiği olarak kabul etmem için yetti de arttı.

Bu konuyu kapatmak ve yazıyı ilerletmek istiyorum ama cidden dayanamıyorum. Ya bir müzik, bir sinematikle bu kadar mı uyumlu olur? Tamam Wrath of The Lich King sinematiği ve müthiş müziği var, veya Warlords of Draenor sinematiği var. Ama bu, bu bambaşka.  Sargeras’ın bütün tehditkarlığını yansıttığını düşünüyorum bu müziğin. Ve  başta Silithus olmak üzere BFA boyunca pek çok yerde duyabilirsiniz, biz aptal ölümlüler olarak farkında olmasak da ölmekte olan bir dünyamız olduğunu bize hatırlatan bir müzik.

Sargeras hakkında bırakmak istediğim son not;  Alex Afrasiabi’nin bir röportajında söylediği şey:

”Gökyüzündeki kırmızı yıldız var ya, hah ona dikkat edin. O kaybolursa cidden endişelenmeniz gerekecek” demişti. Bahsettiği yıldız ise, Sargeras Seat of The Pantheon’a hapsedildikten sonra gökyüzünde ortaya çıktı. O yıldızın, yani Sargeras’ın  kaybolmamasını umalım. Yıllarca düşman bildiğimiz bir karakter bir anda ”Best Buddy”mize dönüşürse çok memnun olurum .  Oyundaki çoğu karakter ve güçten daha fazla güveniyorum Sargeras’a. Ve bir gün, ”abi biz çok yanlış yapmışız seni hapsetmekle” diyerek Seat’e döneceğimize eminim. Ki, Sargeras şu an lore’da en çok benzerliğe sahip olduğu karakterle, Illidan Stormrage ile beraber takılıyor Seat of the Pantheon’da.

Bana göre Legion’ın eşsiz bir expansion olmasının sebepleriyle devam edelim o zaman. Aslında bunlar basit, World Of Warcraft başladığından beri, Lich King dışında bir kere bile yenilgiyi tatmamış (ki orada da Tirion ve Işık elimizden tuttu,  Plot Armour yine devreye girdi) bizlere Legion, expansionın hem başında hem de sonunda yenilgiyi tattırdı.

Broken Shore’da, Tomb Of Sargeras’ın gölgesinde  Alliance ve Horde olarak ilerledik. Karşımıza çıkan tüm Legion askerlerini mağlup ettik. İyi gidiyordu her şey, bugün de zaferle ayrılacaktık. Ama bir anda Tirion’ı kaybettik gözlerimizin önünde (yani öyle sandık.Ama netice de kısa süre geçmeden cidden kaybettik). Bu şoku üzerimizden atıp Gul’danın karşısına geldiğimizde, Sargeras’ın gözünün üzerimizde olduğunu hissediyorduk. Ki Gul’dan da Legionın ordularının sınırsız olduğunu bize gösteriyordu devamlı.

Ardından oynayan artık hepimizin bildiği muazzam sinematikte, benim Warcraft’ta görmeye alışık olmadığım ama istediğim sertlikte ve acımasızlıkta olaylar yaşadık. Daha Tirion’ın şokunu üzerimizden atamadan Vol’jini ve Varian’ı kaybettik. (hiçbiriniz umursamadı Vol’jin’i orada, kabul edin.) Ardından canımızı Broken Shore’dan zor kurtardık. Kendi dünyamızda, istilaya gelen kuvvet bizi dağıtmıştı.

Benzer şekilde expansion’ın sonunda, Legion’ı mağlup ettiğimizi sandık. Hatta Anduin ”Biz imkansızı başardık, Burning Legion’ı mağlup ettik” ( 3 yalan, Çocuk Kral, bir şeyler çağrıştırdı mı?) demişti. Ama öyle miydi cidden? Biz böyle sevinirken Khadgar ”Görünen  o ki Argus’taki zaferimiz sahteydi. Kindar bir son hareketle, Sargeras hepimizi mahvetti. ” demişti. Aynı sıralar da Magni de Azeroth’un acı içinde olduğunu, bir şeyler yapmazsak Titan’ı kaybedeceğimizi söylemişti. Ama tabi ki biz, dar görüşlü, aptal ölümlüler olarak bunu umursamadık.  Ancak kazandığımızı düşünürken, kaybetmiştik.

Daha yazmak istediğim çok şey var.Mesela Legion’ın bence gelmiş geçmiş en iyi expansion olmasına rağmen, Burning Legion’ın tehditkarlığını bize yeterince sunamaması gibi. Ama öbür türlü yazı cidden çok uzayacak. O yüzden  7.3.5 patchiyle hayatımıza giren ”Ogmot’un Rüya Güncesi”nden  bir alıntı ve ona yapacağım yorum ile kapatmak istiyorum:

”Öbür Twilight Kültistleri bugün geldiler. Argus hakkında konuşup duruyorlar. Uyanan hakkında. Düşmanımızın farkında bile olmadığı zaferimiz hakkında”

O günceden daha çok şeyi çekip yorumlayabilirim, ki düşünüyorum ileride. Ama şimdi buna, özellikle son cümleye bir yoğunlaşalım;

Bizim farkında bile olmadığımız bir zafer kazanmış olması gerekiyor şu an Old God’ların ve/veya Void Lordların. Peki bu zafer ne olabilir? Bence iki ihtimal var burada:

1-) Eğer Antorus raidi sırasında Shadow Priest oynadıysanız, Seat of the Pantheon’a giriş yaptığınızda Xal’atathın size fısıldadığı şeyi hatırlarsınız:

”Uzun süredir bu diyara girmenin yollarını arıyorduk. Bize bu konuda bir ölümlünün yardımcı olacağı aklımıza bile gelmezdi. Hizmetin hatırlanacak!”

Titanların dibine Void’i bırakmış olabiliriz, ki Emerald Nightmare’ı da temizleyeceğiz ayağına gidip Dream’in kalbine Remnant of the Void’i bırakmış müthiş zeki kahramanlarız biz.

2-) Diğer ihtimal, ki bence daha mantıklı olan Sargeras’ı hapsedip Burning Legion’ı ”bitirmemizin” Void’in ve Old God’ların çok işine geldiği gerçeği. Burning Legion, evrende Void’in manyak gibi yayılmasını engelleyecek kadar önemli bir askeri güçtü. Biz de o askeri gücü, en azından komutansız bıraktık.  Herkes Army of the Light’ı bir halt sanıyor ama bu adamlar biz yardıma gelmesek Legion’ın işini hayatta bitiremezlerdi. Bu arada, kendisine ‘Işığın Ordusu” diyen bir birliğin Void ile savaşmak dururken, Void’e karşı en büyük tehdit olan orduyu kendisine düşman bellemesi garip değil mi?

Eğer buraya kadar okuduysanız cidden teşekkür ederim. Olaya farklı bir açıdan bakmaya çalıştım ve burada ileride yazacağım yazılarda da öyle olmaya çalışacağım.  Yazının ana fikri bana ait olsa da fikirlerimin oluşmasına  yardımcı olan Pyromancer‘ı da burada anmam gerekiyor. Legion hakkında 1 veya 2 yazı daha gelebilir. Aynı şekilde Old Godlar  ve Blizzard’ın hikayede yeterince acımasız olamaması gibi konularda da yazmayı düşünüyorum. Teşekkürler.

2 thoughts on “Sargeras ve onun Yakan Lejyon’u Warcraft’ın Temel Taşlarıdır

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s